1 Mart 2018 Perşembe

Sanal Bağımlılık Psikolojiyi Bozuyor

“Sanal bağımlılık psikolojiyi bozuyor” diyen Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Uğur Koçer, bu hastalıkla ilgili önemli bilgiler verdi, korunma ve tedavi yollarını anlattı.

Günümüz teknolojisiyle birlikte internete bağlı kalma süresi giderek artıyor, bu durum da sanal bağımlılığı tetikliyor… Ancak kişileri yalnızlaştırıp, günlük yaşamı, iş performansını ve evlilik hayatını olumsuz etkileyen bu sorun ruh sağlığı için büyük tehdit oluşturuyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Esra Uğurlu Koçer, “Sanal bağımlılık psikolojiyi bozuyor” dedi ve şunları anlattı;

KİŞİ BAĞIMLILIĞI KABUL ETMİYOR'
“Başvurularda şikayet genellikle kişinin kendisinden değil yakın çevresinden geliyor. Kişi bu durumun bir bağımlılık olduğunu düşünmüyor, bunu reddediyor. Bu ise kişinin zaten çevresi ile bozulmuş olan iletişiminin kopma noktasına gelmesine neden oluyor. Bir kişinin internete bağlı kalma süresi giderek artıyorsa, internet kullanımı azaltıldığında ya da kısıtlandığında sinirlilik, huzursuzluk gibi yoksunluk belirtileri oluşuyorsa burada bağımlılıktan söz edilir.”

CEP TELEFONLARIMIZI ELDEN DÜŞÜRMÜYORUZ

Çok daha farklı konularla ilgilenebilecekken beş dakikalığına elimize aldığımız telefonla yaklaşık bir saat zaman geçiriyoruz farkına varmadan… Tüketim toplumu haline dönüşüyoruz. Çünkü takipte olduğumuz sayfalar ve kişilerden etkileniyor ve aslında hiç ilgilenmeyeceğimiz belki aklımıza bile gelmeyen konularla ilgilenip, normalde öncelik vermeyeceğimiz harcamalar yapıyoruz.




BENİ KAÇ KİŞİ BEĞENDİ” TELAŞI MI YAŞIYORSUNUZ?
Şimdilerde pek yaygın olan “like” bağımlılığında kişinin tüm düşünce ve davranışlarından başka insanları haberdar etme ve beğenilerine sunma ihtiyacı taşır hale geliyor. Yediği yemek, gittiği tatil, kıyafeti, saçı, makyajı gibi çoğu zaman özel alanında yaşaması gereken durumları birçok kişiyle paylaşmaya başlıyor. Bu paylaşımdan da bir geri bildirim yani “Like” alma telaşına düşüyor. İşin ilginç tarafı beğenilmeyi beklediği veya durumu ile ilgili haberdar ettiği kişilerin neredeyse dörtte üçü ile aynı sosyal çevreyi bile paylaşmıyor. Yani aslında neredeyse “uzaktan gözetlenme” haline dönüşüyor ilişkilerimiz.

GELİŞMELERİ KAÇIRACAĞIM KORKUSU OLDUKÇA YAYGIN
FOMO yani “Fear Of Missing Out” Gelişmeleri Kaçırma Korkusu olarak Türkçe'de karşılık bulmuştur. Bunu ihtiyaç haricinde sosyal medyayı kullanmak, internetten uzak kalamamak, sürekli farklı sosyal ağları takipte olmak, bu takipler nedeniyle aile hayatımızın, sevdiklerimize ve ilişkilerimize ayırdığımız vaktin azalması, takipte olduğumuz süre kısıtlandığında kaygı duymamız olarak da tanımlayabiliriz. Son zamanlarda bu kaygı oldukça arttı.N ÇOK

ANNE VE BABALAR DERTLİ

Teknolojik gelişmelere bağlı olarak sanal ortamda zaman geçirilen süre çok fazla arttı. Bu bağımlılık durumu sanılandan çok daha fazladır. İletişimin tamamen sanal ortama taşınması ilişkilerin belirgin biçimde bozulmasına neden oluyor. Özellikle son 3-4 yıl içerisinde başta ergenlik döneminde çocuğu olan anne ve babalar olmak üzere teknoloji bağımlılığı ile ilgili başvurular hızla arttı.


SINIRLARINIZI BELİRLEYİN

Saydığımız durumlarla ilgili baş etmekte zorlanan kişilerin mutlaka bir uzman desteği alması önerilir. Çünkü özellikle “hızlı tüketim-takdir görme isteği” ile ilgili sorunlar kişilerin hayatında farklı ve ciddi psikiyatrik durumların (depresyon, kaygı bozuklukları, davranış değişiklikleri gibi) ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Kendimizi bu bağımlılıklardan korumak için öncelikli olarak doğru bir gözlem yapıp internet ve sosyal medya kullanımımız hangi sınırlarda bunu belirlemeliyiz. Eğer kendimizi riskli grupta sayıyorsak kendimizi atılacak ilk adım akıllı telefonlarımızla aramıza mesafe koymak olacaktır.

YÜZ YÜZE İLETİŞİMİ SEÇ

Sağlıklı yüz yüze kurulan bir iletişim yaşam kalitemizi yükseltir. Sosyal alan dışında çalışma hayatımızda da iletişim çok önemlidir. ‘İş yerinde stres' giderek yaygınlaşan bir problem haline dönüşüyor. Günlük hayatımızın üçte ikisini işyerinde geçirdiğimizi göz önünde bulundurursak, sosyal medyada geçirdiğimiz zamanın da büyük kısmı işyerindeki küçük molalarda oluyor demektir. Stresin azaltılmasındaki en önemli faktörlerden biri de çalışma arkadaşlarıyla kurulan doğru iletişim ve paylaşımlardır. Çünkü bu, kişinin çalışma performansını ve verimliliğini artırır. Buna da dikkat etmeliyiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder