13 Temmuz 2017 Perşembe

Azı Karar Çoğu Zarar

Son yıllarda olumsuz etkileri yüzünden güneşe karşı tam bir savunma halindeyiz. Ancak bu kez de, kendimizi korumak için aşırı önlem alırken, güneşin bağışıklık sistemimizi güçlendiren, yaraları iyileştiren, D vitamini üretmemizi sağlayan yararlı etkilerinden mahrum kalabiliyoruz. Peki güneşle olan ilişkimizde orta yolu nasıl bulacağız?

Güneş girmeyen eve doktor girer evet ancak güneşin aşırısı ise cilt hastalıkları nedeniyle doktorun kapısını çalmanıza neden olabilir. Güneşle aranızdaki kar-zarar dengesini kurabilmek için bilinmesi gerekenleri Bayındır Hastanesi Kavaklıdere Dermatoloji Uzmanı Dr. Ömer Edip Erdemli’ye sorduk.
Uzm. Dr. Erdemli, güneş ışınlarının çok geniş bir dalga boyu aralığında ışın içerdiğini ve dalga boyu uzunluğu ile maruz kalınan süreye göre değişik etkiler oluşturduğunu söylüyor ve ekliyor: “Güneş ışınları derideki bazı moleküller ve hücreler tarafından algılanıyor ve enerjisi soğuruluyor. Güneş ışını deri altı yağ dokusunda biriken bazı moleküllerin dönüşümüne katkıda bulunuyor ve güneş ışınları sayesinde D vitamini sentezleyebiliyoruz. Güneş ışınlarının ayrıca yaraların iyileşmesinde, derideki yağlanmanın azalmasında, sivilcelerin iyileşmesinde, sedef hastalığı gibi bazı deri hastalıklarının tedavisinde son derece olumlu etkisi var. Bağışıklık sistemini düzenleyen güneş ışınına aşırı ölçüde maruz kalınması problem çıkarabilirken, makul dozda alınması ise son derece faydalı oluyor.”

Mevsim fark etmiyor
Hayat boyu uzun süre kontrolsüz aşırı güneş ışınına maruz kalan kişilerin cildinde incelme, lekelenme, damarsal yapılarda artış ve deri tümörleri görülebiliyor. Güneşin etkisi mevsimsel bir farklılık göstermediği için güneş ışınlarının etkileri kışın da yaz aylarındakine yakın şiddette gözlemlenebiliyor.

Lekelere zemin hazırlamayın
Güneş; açık tenli, açık renk göz rengine sahip, kızıl saçlı kişileri çok daha fazla etkiliyor. Koyu ten rengine sahip olanlar ise güneş ışınlarının leke yapıcı etkisine daha çok maruz kalıyor. Uzm. Dr. Erdemli, güneş lekelerinin diğer nedenlerini ise şöyle açıklıyor: “Hamilelik hormonları özellikle yüz derisinde kan dolaşımını artırıyor ve bu durum güneş lekelenmelerine yol açabiliyor. Deriye uygulanan kozmetikler özellikle alkol içeren ürünler, parfümler, vitamin içerikli kremler güneşle temas esnasında kızarıklık, tahriş ve lekelenmeye yol açabiliyor. Gündüz kullanılan parfüm ve tıraş sonrası kullanılan losyonlar ve kolonya bu açıdan değerlendirilmeli, ayrıca ıslak mendillerin parfüm içeriklerinin de güneşle etkileşebileceği unutulmamalı.”

Hormon ilaçları, doğum kontrol hapları, guatr tedavisinde kullanılan ilaçlar, A ve C vitamini içeren ilaçlar, kanda pıhtılaşmayı önlemek üzere kullanılan bazı ilaçlar, deride ışık tedavisi için kullanılan ilaçlar ile kinin ve kinin benzeri ilaçlar da güneş ışınlarına karşı hassasiyeti artırıyor.



Beslenme ve güneş
Güneşin neden olduğu lekeler konusunda bazı beslenme alışkanlıkları da önemli rol oynuyor. Bergamot yani turunç alkoloidleri, psoralen içeriyor ve kullanım miktarına bağlı olarak güneşe karşı hassasiyeti artırabiliyor. Turunç reçeli, aşırı maydanoz salatası, çiğ kereviz, portakal ve limon tüketimi esnasında da psoralen maddesi alınmış olunuyor. Uzm. Dr. Erdemli, besin tüketim şeklinin de önemli olduğunu belirterek, “Portakalın kabuğunu, kabuğundaki beyaz lifleri soyarak tüketirseniz bu konuda bir sorun yaşamazsınız. Portakal kabuğundaki liflerde yoğun olarak bulunan psoralen maddesi sıkma portakal suyunda daha yoğun olarak bulunuyor. Ihlamur, kuşburnu gibi bitkisel çaylar ve tarçın, ayrıca iyot kullanımı ışığa karşı hassasiyeti artırabiliyor. Özellikle bu konuda, tuzla yıkamalı su arıtma cihazları önemli rol oynayabiliyor” diyor.

Güneşten nasıl doğru korunulur?
Uzm. Dr. Ömer Edip Erdemli, güneşten faydalanması gereken kişilerin de güneşten aşırı ölçüde korunduklarına şahit olunduğunu, en iyi korunmanın uygun giysi giymek olduğunu belirtiyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Özellikle ileri yaşlarda siperliği yeterli şapka kullanımı çok önemli. Kasket çoğu zaman yüzü korumak konusunda yetersiz kalıyor. Fötr, safari tipi veya Meksika şapkası tipi siperliği olan şapkaların daha çok tercih edilmesini öneriyoruz. Özellikle sırt bölgesinde, kollarda, bacaklarda güneşten korunma gerektiğinde kremler yetersiz kalıyor. Burada açık renk Şile bezi, Rize bezi tarzında gözenekli kumaşlardan giysiler tercih edilebilir. Su sporları, dağcılık yapan ve açık havada çalışan kişilerin ise özel giysilerle korunması gerekiyor.”

Yüzünüze tek ürün kullanın
Yüz bölgesinde güneşten korunma esnasında güneş koruyucunun tek ürün olarak ve en azından günde iki kez; sabah ve öğle zamanı kullanılması gerekiyor. Güneş kremi öncesinde ve sonrasında nemlendirici, kapatıcı, pudra kullanımı ise güneş koruyucunun etkisini ortadan kaldırıyor. Yüzünüzü her yıkmadan sonra koruyucuyu tekrar etmeniz önem taşıyor.
Denizden ve güneşten sabah erken ve akşama yakın saatlerde faydalanmak da oldukça etkili bir korunma yolu olarak tercih edilebiliyor.

Geçen yıllar hasarı artırıyor
Uzun yıllar güneşle temas etmek, deride kuruluğu arttırıyor ve cildi yaşlandırıyor. Bunun sonucunda ayrıca kahverengi lekelerin artması, damarsal lekelenmeler ve hatta bazı deri tümörleri gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Uzm. Dr. Erdemli, deri tümörlerinde erken tanının çok önemli bir avantaj olduğunu ve şüphe durumunda hemen doktor başvurulması gerektiğini söylüyor.

Kişiye özel tedavi
Uzun süre güneşe maruz kalmış ve hasarlanmış deride yenilenmeyi artırıcı, güneş hasarını düzelten tedaviler uygulanabiliyor. Burada yapılabilecek işlemler kişinin deri özelliklerine bağlı olarak değişebiliyor. Uzm. Dr. Erdemli, yaz öncesi veya yaz sonrası bakımların çok faydalı olmadığını, bu konuda en doğru bilginin dermatoloji uzmanlarından alınması gerektiğini vurguluyor.

DİKKAT!
Güneş, uygun koşullarda maruz kalındığında ne kadar faydalı ise solaryum her koşulda cilde zarar veriyor. Özellikle cildin erken yaşlanmasının yanı sıra varisler, nevüsler ve ciltteki lekelenmelere neden olabiliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder