1 Haziran 2017 Perşembe

Asrın Kanseri Obezite

Günümüzde sigaradan sonraki en önemli ölüm nedeni olan obezite, hem sosyal hayata darbe vuruyor hem de birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Medikal ve cerrahi tedavi seçenekleri olan obezite mutlaka savaş açılası gereken hastalıkların başında geliyor. Doktor kontrolünde kilo vermesi gereken obezler, gerekirse arkadaş çevresini bile değiştirmeli.

‘Asrın kanseri’ olarak tanımlanan obezite (şişmanlık), bir hastalıktır ve multifaktöriyel (çok etmenli) sebeplere bağlı gelişir. Önlenebilir ölümlerde, sigaradan sonra en sık rastlanan iki nedenden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zafer Ferahköşe; “21 Mayıs Avrupa Obezite Günü” nedeniyle, günümüzde bir çığ gibi büyüyen ve sağlığı tehdit eden obezite ile ilgili bilgiler verdi:

Obezite, asrın kanser kadar tehlikeli, iyi huylu bir hastalığı olmakla birlikte ölüme neden olan bir sağlık sorunudur. Obezitenin engellenmesi için bireyin günlük kalorili gıdalardan, özellikle fast food ve şekerli gazlı içeceklerden kaçınması, düzenli olarak egzersiz yapması gerekmektedir.
Obezite; kilonun, boy değerinin karesine bölünmesiyle (kg/m²) hesaplanan Vücut Kitle İndeksi (BMI) ile değerlendirilir. Obezitede, Dünya Sağlık Örgütü’nün referans aralığı temel alınır. Vücut Kitle indeksi sonuçlarına göre; 18.5-24.9 normal, 25-29.9 obezite öncesi, 30-34.9 obez I, 35-39.9 obez II, 40’ın üzeri ise obez III olarak tanımlanır.



OBEZ EBEVEYN OBEZ ÇOCUK
Aşırı obezite yani BMI’si 40’tan fazla olanlar, dünyada endemik olarak artış gösteriyor. Örneğin, son verilere göre Amerika’da erişkinlerin yüzde 35.7’si obez grupta bulunuyor.
Genetik ve çevresel faktörler, obezitenin gelişmesinde etkin faktörlerdir. Normal ağırlığa sahip ebeveynlerin çocuklarında yüzde 10 oranında obezite gelişirken, anne ve babası obez olan çocukların obezite gelişme riski ergenlik çağında yüzde 80-90 olarak tespit edilmiştir.

BAĞIRSAK FLORASINA DİKKAT!
Diyet ve kültür de obezitenin oluşmasında etkin rol oynar. Zaman zaman veya devamlı aşırı kalori alımı ile tokluk hissinin kaybolması diğer faktörlerdir. Tokluk hissinin kaybolmasının psikolojik temeli halen anlaşılamamıştır.
Düşük fiziksel aktivite, yemeklere verilen termojenik (yağ yakıcı) aktivitede azalma, bağırsaktaki gıdanın emilimini sağlayan bakterilerin bağırsakta artması da obeziteye zemin hazırlar. Çalışmalar, normal ve obez şahısların bağırsak floralarının farklı olduğunu gösteriyor.
Obez bireyler, aşırı yağ hücrelerine (sayı ve büyüklük bakımından) sahiptir. Bu hücrelerin sayısı, küçük yaşta tayin edilir. Erişkin obezitede, bu hücrelerin büyüklüğünde artış meydana gelir.

SOSYAL HAYATA DARBE
Obezite dereceleri arttıkça, bireyin sosyal yaşamda yer alma oranında da azalma meydana gelir. Örneğin; elbise seçiminde sıkıntılar, sinemada, otobüste, uçakta koltuğa sığamama, çabuk yorulmalar oluşur. Bu durum, bireyin depresyona girmesine neden olabilir.

HER TÜRLÜ HASTALIĞA DAVETİYE
Obezite; çok ciddi tıbbi sorunlara neden olur ve birçok hastalığa davetiye çıkarır: Dizlerde önemli (dejenerativ) eklem bozuklukları, bel ağrıları, dejenerativ diskler, hipertansion, uyku apnesi, gastroözefagial reflu, kolelitiazis, Tip 2 diyabet, hiperlipidemi, pankreatit, hiperkolestorolemi, astım hipoventilasyon ve buna bağlı solunum sıkıntısı, ölümcül kardiyak aritmiler, sağ kalp yetmezliği, migren, psödo tümör serebri, venoz staz ülserler, bacakta  varise bağlı yaralar, derin ven trombozu, mantara bağlı  katlantı yerlerinde  kızarıklıklar, cilt  hastalıkları, apseler, idrar kaçırmaları, kısırlık, adet düzensizlikleri, çeşitli kanserlerde artış (uterus, meme, kolon, prostat gibi), karın duvarı fıtıkları ve depresyon.

OBEZİTE ÖMÜRDEN ÇALIYOR
Yapılan araştırmalara göre; 21 yaşında aşırı obez erkek, obez olmayan yaşıtından 12, kadın ise 9 yıl daha az yaşamaktadır. Aşırı obez yani BMI’si 40’ın üzerindeki erkek popülasyon,  50 yaşın altında erken kardiyak aritmiler ve koroner arter hastalığından kaybediliyor.

GEREKİRSE ARKADAŞ ÇEVRESİ BİLE DEĞİŞMELİ
Obezitenin medikal tedavisinde amaç; vücuda giren enerjiyi kısıtlayıp, vücuttan çıkacak enerjiyi ve egzersizi artırarak, vücut kitlesini küçültmektir. Bu da diyetisyen ve doktor kontrolünde, belli bir dengede ve yavaş yavaş gerçekleştirilmeli.
Ortalama kilonun normale inebilmesi için 75 pound yani 34 kilo kayıp gerekir ki bu da oldukça zordur.  Bu verilen kiloyu koruma olasılığı ise yüzde 3’tür. Bundan dolayı obez hastaların kalıcı kilo kaybını koruyabilmek için yaşam tarzlarını hatta arkadaşlarını, çevresini değiştirmeleri gerekir. Ancak bu da hiç kolay değildir.

SOSYAL ORTAM DEĞİŞİKLİĞİ
Düşük kalori alınımı (800-1500 kcal/gün) yani günde 500 kcal azalma, haftada 400 gr yağ kütlesinin kaybına neden olur. Bu da 6 ayda yüzde 8 kilo kaybını sağlar. Orta derecede fiziksel aktivite ise ek olarak yüzde 2-3 kilo kaybına yardımcı olur. BMI 30-35 kg/m2 olanlarda diyet, egzersiz ve sosyal ortam değişikliği, BMI’yi  30’un altına  çekebilir ve  şişmanlıkla birlikte gelen  hastalıklardan kendini arındırabilir.
MEDİKAL TEDAVİ BAŞARISIZSA CERRAHİ
Obezitenin cerrahi tedavisi, (bariatrik cerrahi)  kilo kaybında etkin bir yöntemdir. Belli bir morbiditesine ve çok düşük mortalitesine rağmen, ilk seçenek olarak kullanılmamalıdır. Medikal tedavi başarısız olduğunda veya kilo alımı yeniden gündeme geldiğinde kullanılan yöntemlerdir. Cerrahi tedavide amaç, gıda alımını kısıtlamaktır. Bu da hacmin azalması sonucu ve açlık duyusunun azalması veya alınan gıdanın  emiliminin azaltılması  şeklinde gerçekleşir. Obezitede cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:
Primer Kısıtlayıcı cerrahi:
Laparoskopik Sleeve gastrektomi (muz mide-mide küçültme):  Kilo vermede yüzde 60 başarılı.
Primer Emilimi engelleyici:
Bilier pankreatik Diversiyon
Duodenal swich: Kilo vermede yüzde 90 başarılı.
Combine kısıtlayıcı –emilim azaltıcı

R -en- Y gastric by pass:   Kilo vermede yüzde 90 başarılı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder