13 Aralık 2016 Salı

Soğuk Algınlığı ve Grip Aynı Şey Değil!


Genellikle kış aylarında yakalandığımız soğuk algınlığı ve grip, birbirine karıştırılabiliyor. Oysa ikisi birbirinden çok farklı. Dolayısıyla ikisini de yakından tanımak ve tabii ki hasta olmamak için önlem almak şart. Alınacak en büyük önlem ise öncelikli olarak bağışıklık sistemini güçlendirmek. Bunun için de iyi beslenmek, bol bol uyumak ve spor yapmak çok önemli.

Havaların bir soğuyup bir ılıklaşmasıyla pek çoğumuzda burun akıntısı, hapşırık, baş ağrısı, kırgınlık da kendini iyiden iyiye göstermeye başladı. Eğer sizde de bu belirtiler varsa, hemen ‘grip oluyorum’ diye düşünmeyin. Çünkü bunlar soğuk algınlığı belirtileri. Grip ise çok daha ağır seyreden bir rahatsızlık. İki hastalık arasındaki farkları ve hangi durumda ne yapılması gerektiğini yazımızda bulabilirsiniz.

Nezle ve gripten hep aynı şeymiş gibi bahsediyoruz ama bu ikisi aslında çok farklı iki rahatsızlık değil mi?
Evet, soğuk algınlığı ve nezle aynı şey ama grip bunlardan çok farklı bir hastalık. Soğuk algınlığı ve grip virüsü tamamen farklı virüsler. Biz soğuk algınlığına grip diyoruz; oysa grip çok ağır geçebilir, çok ciddi ölümcül vakalar yaşanabilir ama soğuk algınlığı bu kadar ağır bir tabloda seyretmez. Yani virüsler ve klinik semptomlar ikisinde oldukça farklı.

İş yerinde bir arkadaşımız hasta olduğunda bizim ne gibi tedbirler almamız gerekiyor?
Genelde damlacık, temas ve hava yoluyla geçiyor. Örneğin iş yerinde nezle olan bir arkadaşınız ile aynı ortamı paylaştığınızda, eğer sizin de bağışıklık sisteminiz güçsüzse, soğuk algınlığını alma ihtimaliniz yüksek. En önemli korunma yolu ise elleri yıkamak. İş yerinde sık sık elleri yıkamak, kişiyi gripten de nezleden de koruyan en önemli faktör. Çünkü hasta olan kişi elini burnuna götürüp sonra bir kağıdı, kalemi tutarsa ve diğer kişi de gelip o kağıtla ya da kalemle temas ederse hastalık bulaşabiliyor. Musluk açma-kapama vanalarına dokunmak ya da elektrik prizlerini açıp kapamakla bile hastalık yayılabiliyor. Bu nedenle, iş yerlerinde ve toplu alanlarda basit antiseptik solüsyonlar kullanılabilir. Bunları çantanızda da taşıyabilirsiniz. Ağır bir grip seyrediyorsa, maske takılabilir. Bu maskeler eczanelerde satılıyor. Evde hasta olan biri varsa yine bu detaylara dikkat etmek gerekiyor.

“Nezle oldum, grip oldum” diyene, “Bir ağrı kesici al, geçer” derler. Bu ne kadar doğru bir yaklaşım?
Soğuk algınlığı başladıysa, parasetamol içeren basit ağrı kesiciler işe yarayabiliyor, tabii bir doktora danışmak şartıyla. Bu hastalarda antibiyotiğin yeri yok. Fakat grip virüsünde komplikasyona yol açmasın diye, doktor antibiyotiğe başlayabilir. Soğuk algınlığı tedavisi genellikle semptomatik, yani şikayet gidericidir. Genellikle basit bir ağrı kesici, boğaz spreyi, bir de boğaz pastili öneriyoruz. Burnunuz tıkalıysa bir burun spreyi, öksürük varsa şurup verebiliyoruz. En iyi tedavi ise, istirahat. Birkaç gün istirahat etmek, elinden sıvıyı düşürmemek, beslenme ve uyku düzenine dikkat etmek gerekiyor. 3-4 gün içinde hastalığın bu şekilde hafiflemesini bekliyoruz. Hafiflemediyse ve burunda akıntı devam ediyorsa, burun iltihabı ya da sinüzit söz konusu olabiliyor. Doktor gerek görürse o zaman antibiyotiğe başlayabiliyor. Soğuk algınlığı geçmemiş, öksürük ve balgam varsa o zaman ya bronşit ya larenjit dediğimiz gırtlak iltihabı söz konusu olabilir. Bu durumda doktor kontrolünde yine antibiyotiğe ihtiyaç duyulabiliyor.


Peki, bu iki hastalığın klinik tablosunu birbirinden nasıl ayırabiliriz?
Soğuk algınlığında; hafif bir boğaz ağrısı, gözlerde sulanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırma, aksırma, şakaklarda biraz ağrı, hafif bir kırgınlık hali vardır ama ayakta atlatılabilir. Ancak yüksek ateş, öksürük nöbetleri, çok ciddi eklem ağrıları, kas ağrıları, halsizlik varsa, biz bunu grip olarak değerlendiririz. Öksürük daha çok gripte görülür ama soğuk algınlığında da olabiliyor. En iyi tanı tabii ki muayene ile konulabilir. İki viral hastalık da bulaşıcıdır.

Soğuk algınlığı adından da anlaşılacağı gibi soğuk havalarda mı ortaya çıkıyor?
Viral hastalıkların virüsleri, ortaya çıkmak için genellikle soğuk havaları ve havanın hızlı değiştiği zamanları tercih ediyorlar. Genelde ilkbahar, sonbahar ve kış hastalığıdır; yaz mevsiminde çok sık rastlanmaz. Ancak kişinin bağışıklık sistemi güçlüyse, ‘Soğuğa çıktım, hasta oldum’ diye bir durum olmaz. Soğuk hasta etmiyor aslında. Soğukta virüs var ama sizin bağışıklık sisteminiz zayıfsa, hasta oluyorsunuz. Yoksa her soğuk havada dışarı çıkan hasta olsaydı, dünyada kimse kalmazdı.

Öyleyse, kış aylarında özellikle nelere dikkat etmeliyiz?
Eşiniz bile soğuk algınlığı alsa, eğer bağışıklık sisteminiz güçlüyse size bir şey olmaz, hastalık geçmez. Dolayısıyla bağışıklık sistemini güçlendirmek şart. Bunun için, her şeyden önce kendinize iyi bakmanız gerekiyor. Beslenme en önemli şey. Bol sıvı alımı çok önemli. Daha çok C vitamini, daha az karbonhidrat, bol meyve ve sebzeyi hayatımıza taşımamız gerekiyor. Bitki çayları içilebilir; özellikle de ekinezya. İkinci önemli şey ise uyku. Çünkü düzenli uyku, geceleri kişinin bağışıklık sistemini yeniliyor. Böylece bağışıklığı sağlayan hücrelerde yenilenme oluyor. Uykusuz kalan insanların bağışıklıkları çok zayıf olduğundan, soğuk algınlığı virüsü önce onları buluyor. Bir de egzersiz yapılmasını öneriyoruz. Sadece hasta olduğunuz dönemde değil, her zaman! Tüm bunları hastalık sırasında önerdiğimiz gibi, hepsi hastalıktan korunmak amacıyla da uygulanabilir.

Grip deyince aklımıza hemen kuş gribi, domuz gribi gibi ciddi salgınlar geliyor. Bu salgınları tehlikeli boyuta taşıyan ne oluyor?
Bu gibi grip virüsleri, ölümcül vakalara yol açabiliyor. Ölüm nedeni ise genellikle, akciğer enfeksiyonları oluyor. Erişkin hastalarda altında onkolojik, tümöral bir durum ve bağışıklık sistemini zayıflatan başka bir durum yoksa genellikle ölümcül seyretmiyor. Ama diyabeti, yüksek tansiyonu, kalp hastalığı olan 60-65 yaşın üzerindeki hastalarda grip virüsü çok ciddi sıkıntılara yol açabiliyor.


Grip aşısı da zaman zaman tartışmalara neden oluyor. Aşıyı özellikle kimlere tavsiye ediyorsunuz ve aşının koruma oranı nedir?
Özellikle, 60 yaş üzerine ve pediatrik yaş grubuna aşıyı mutlaka tavsiye ediyoruz. Hele de sistemik tansiyon, şeker, akciğer hastalıkları söz konusuysa. Bazı erişkin yaş grubunda da önerdiğimiz oluyor. Örneğin, sağlık çalışanları, kalabalık yerlerde sürekli hasta insanlarla bir arada olanlar hangi yaşta olursa olsun aşı olmalı. Yine tümöral bir hastalığınız varsa, şiddetli alerjik akciğer enfeksiyonu geçiriyorsanız, astım ya da bronşitiniz varsa, genç olmanıza rağmen yüksek tansiyon ve diyabet sorunu yaşıyorsanız grip aşısını öneriyoruz. Eylülden kasım ayı sonuna kadar aşılanma mevsimidir. Fakat aşıda bile korunma yüzde yüz olamıyor. Grip virüsü kendini yenileyen bir virüs. Biz geçmiş yılın virüsüne karşı aşı yaptırıyoruz; ama o virüs bir sonraki yıl kendini yeniliyor. Korunma oranı ise yüzde 60-70 diyebiliriz.

Grip aşısı olanlar, kısa süre içinde gribe yakalandıklarını söylüyorlar. Peki bu normal mi?
Evet, virüsü vücudunuza alınca, hafif bir kırıklık hali yaşanabiliyor.


Grip ya da soğuk algınlığının tetiklediği rahatsızlıklar oluyor mu?
Grip virüslerinde en korktuğumuz şey akciğer enfeksiyonları. Bu enfeksiyonlar ölümcül olabiliyor.
Çünkü pnömani, yani zatürreye çevirebiliyor. Ya da sinüzite yol açabiliyor. Buna bağlı olarak grip virüsü menenjit, beyin apsesi, beyincik apsesine kadar gidebiliyor. Soğuk algınlığı ise biraz aşağı inerse larinks dediğimiz boğaz enfeksiyonuna, biraz daha aşağı inerse bronşite çevirebiliyor. Fakat yukarı çıkarsa basit bir sinüzite çeviriyor. Kalp hastalarında kalp şikayetlerini arttırabiliyor. Kas ağrısı ve ciddi eklem hastalıklarını da tetikleyebiliyor.

Neden bazı insanlar daha sık ve daha çabuk hasta oluyor?
Bunun bağışıklık sistemi ile çok ilgisi var. Bazen soğuk algınlığını arttıran durumlar da olabiliyor tabii. Örneğin, burunda ciddi kemik eğriliği, deviasyonu olan, burundan rahat nefes alamayan, kilolu insanlarda daha sık görülebiliyor. Gizli reflü de, boğazda yanma ve farenjit hissini arttıran bir şikayet. Hiç hasta olmayan insanların ise bağışıklık sistemi genellikle daha güçlü oluyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar da var değil mi?
Evet, bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar var; ancak bunları riskli gruplara veriyoruz. Son yıllarda bitki mayalarını kullanıyoruz. Vitamin depoları verebiliyoruz. Bunlar kişiyi daha çok virüslere karşı koruyor. Çok sık soğuk algınlığına yakalanan hastalara, antioksidan dediğimiz selenyum, magnezyum, vitamin içeren ilaçlar da öneriyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder