19 Eylül 2016 Pazartesi

KÖK HÜCRE NAKLİ


KÖK HÜCRELERİNİZLE MUCİZE YARATABİLİRSİNİZ

Sağlıklı bir vericiden alınan ve tüm kan hücrelerinin ilk hali olan kemik iliği kök hücreleri, bir başka insanın bedeninde ölümcül bir hastalığın kesin tedavisi olabiliyor. Bu şifanın gerçekleşmesi için ise daha fazla kişinin gönüllü kemik iliği vericisi olması gerekiyor.

İnsan bedenindeki tüm yapıların kökenini oluşturan ve kendi kendilerini hızla yenileme yetenekleri bulunan kök hücreler, bazı kanser tipleri dahil birçok hastalığın tedavisinde umut oluyor. Kök hücreler, kemik iliğinden ya da yeni doğan bebeğin kordon kanından alınabiliyor. Yaygın olarak ‘kemik iliği nakli’ ifadesi kullanılsa da aslında ‘kök hücre nakli’nden bahsediliyor.

Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İfran, kemik iliğini şöyle tanımlıyor; “Pıhtılaşmayı sağlayan, oksijen taşıyan ve vücut savunmasını oluşturan kan hücrelerinin üretimi, tüm hayat boyunca, insan vücudundaki yassı kemiklerin içinde, özellikle leğen ve göğüs kemiklerinin içinde kemik iliği sayesinde devam ediyor.

Kemik iliğinde bulunan kök hücreler, çeşitli yöntemlerle toplanarak kemik iliğinin kendisine ait hastalıklar (lösemi tipi kanserler-kemik iliği yetmezliği) ile Talasemi benzeri kan yapımının bozulduğu hastalıklarda kullanılabiliyor.” Kök hücre nakli, üç şekilde yapılabiliyor; kişinin akrabalarından ya da akraba dışı kişilerden yapılan kök hücre nakline allojenik nakil; hastanın kendi kök hücrelerinin toplanıp tedavi tamamlandıktan sonra tekrar kendisine verilmesine otolog nakil adı veriliyor. Kök hücre naklinde verici sıkıntısı yaşanması nedeniyle komplikasyon riski yüksek olmasına rağmen yarı uyumlu nakiller de yapılabiliyor. Hastanın annesi, babası ya da yetişkin yaştaki çocuğundan yapılan bu tür nakillere ise haploidentik nakil deniliyor. Doç. Dr. Ahmet İfran, kök hücre naklinde kişiler arasındaki uyumun detaylarını şöyle açıklıyor: “Kan grubu uyumu gerekmiyor ancak doku antijenlerine moleküler düzeyde bakılarak tam uyum aranıyor. Alıcı ile verici arasında tam uyum olmasını tercih etsek de belli bir orana kadar uyumlu olanlar da kabul edilebiliyor.”

Nasıl verici olunuyor?

Bulaşıcı hastalığı, kan hastalığı, aktif viral hastalığı ve kronik hastalığı bulunmayan gönüllülerin verici olmak için kemik iliği bankalarına başvurmaları gerekiyor. Burada vericinin kan ya da tükürük örneği alınarak doku tiplendirilmesi yapılıyor, sonuçlar veri olarak saklanıyor ve tüm dünyadaki kemik iliği bankaları ile de paylaşılıyor. Verilerin sisteme girilmesinden sonra herhangi bir zamanda, dünyanın herhangi bir yerinden bu verilere uygun kemik iliğine ihtiyaç duyulabiliyor. Böyle bir ihtiyaç duyulduğunda vericiye haber verilerek, hala gönüllü olup olmadığı soruluyor. Yanıt olumlu ise nakil işlemi gerçekleştiriliyor. Verici, sağlıklı olduğu sürece 55 yaşına kadar birden fazla kez verici olabiliyor. Nakil işleminin kimden kime yapıldığıyla ilgili bilgiler ilk bir yıl boyunca gizli tutuluyor. İki tarafın da kabul etmesi halinde bir yıl sonra verici ile alıcı tanıştırılabiliyor.

Kök hücre naklinde başarı oranları

Kök hücre naklinin bir tedavi yöntemi olarak kullanıldığı hastalıkların hepsinde hastalığın tekrar etme riski bulunuyor. Verilen kemik iliğinin iyi çalışmaması söz konusu olabiliyor. Böyle bir durumda verici hala gönüllüyse yeniden nakil yapılabiliyor. Başarılı bir kök hücre naklinde, başka bir tedavi yolu bulunmayan löseminin tamamen ortadan kalkma ihtimali yüzde 50-60 oranında oluyor. Doç. Dr. İfran, bir kanser türü için bu rakamın çok yüksek olduğunu vurguluyor.

Adım adım tedavi

Tedavinin ilk adımını hastayı nakle hazırlamak oluşturuyor. Bunun için önce mevcut hastalığı yok etmek ve hastanın kendi kemik iliğini ortadan kaldırmak için yüksek doz kemoterapi, bazen de kemoterapinin yanı sıra radyoterapi uygulanıyor. Vericiden allojenik nakil olarak alınan kök hücreler, hastanın toplardamarından veriliyor ve kök hücreler kemik iliğini bulup oraya yerleşiyor. Verilecek kök hücre miktarına hastanın kilosuna göre karar veriliyor ve kilogram başına yaklaşık 2.5 milyonun üzerinde kök hücre naklediliyor. Yaklaşık iki hafta içinde kemik iliğinde, hastaya bir ömür boyu yetecek kadar kan yapımı başlıyor. Bu duruma ‘engraftman’ yani ‘kemik iliğinin tutması’ deniliyor. Kök hücreler burada hem kendilerini çoğaltıyor hem de yeni kök hücre üretiyorlar. Bu sağlam kök hücreler hastalığın tedavisini de sağlamış oluyor.

Lenf sisteminin kanseri olan lenfomanın hızlı ilerlediği durumlarda kemoterapinin ardından kök hücre nakli uygulamak gerekebiliyor. Doç. Dr. İfran, bu durumda otolog nakil yöntemine başvurulduğunu belirterek, “Otolog nakil aslında tam bir kök hücre nakli değil. Burada amaç, hastaya normalde tolere edemeyeceği kadar yüksek dozda kemoterapi vermek oluyor. Ancak yüksek doz tedavi verirken kemik iliğinin de etkileneceği göz önünde bulundurularak öncesinde kemik iliği alınarak saklanıyor. Yüksek doz kemoterapinin ardından ise hastaya kendi kemik iliği tekrar naklediliyor. Yani burada temel amaç nakil yapmak değil, yüksek doz tedavi yapabilmek oluyor.” Doç. Dr. İfran, lenfomanın bazı tiplerinde hastalığın nüksetmesi halinde allojenik nakilden de yararlanılabildiğini söylüyor.

Kök hücreler nasıl toplanıyor?

Kök hücreler, hastanın kanından ya da kemik iliğinden toplanabiliyor. Kemik iliğinden alınması halinde, ameliyathane ortamında kişinin leğen kemiğine birkaç delik açılıyor ve yaklaşık 1-1,5 litre kemik iliği çekiliyor. İşlemin ardından hafif ağrı şikayetleri dışında bir sorun yaşanmıyor. Verici işlemin ertesi günü evine gidebiliyor. Kan değerlerinde bir miktar düşüklük olması halinde ise demir tedavisi ile normal tabloya dönüş kolaylıkla sağlanıyor. Damardan kök hücre toplanması halinde ise vericiye, 4-5 gün boyunca, kök hücrelerin kemik iliğinden çıkarılıp kana geçmesini sağlayan ve büyüme faktörü denilen bir molekül günde iki kez cilt altından veriliyor. Ardından verici bir makineye bağlanıyor ve 2-3 saat süren bir işlemle kök hücreler toplanıyor. Hiçbir yan etkisi olmayan bu yöntem de tüm dünyada güvenle kullanılıyor. Verici aynı gün günlük hayatına ve hatta işine dönebiliyor. Kök hücre toplanmasında hangi yöntemin kullanılacağına, tedavinin sonuçlarını da etkilemesi nedeniyle nakil ekibi tarafından karar veriliyor. Bazı durumlarda ise vericiye hangi yöntemi tercih ettiği sorulabiliyor. Alıcının nakil ekibi özellikle bir yöntem tercih ediyor ancak verici bu yöntemi kabul etmek istemiyorsa, son karar vericiye ait oluyor. Kök hücrelerin uygun yöntemle toplanmasının ardından vericinin görevi sona eriyor. İsteyen vericiler sistemde kalmaya devam ediyor. Sonsuz sayıda hızla bölünen kök hücreler kendilerini yeniledikleri için tekrar verici olmakta bir sakınca bulunmuyor.


Nakil işlemi daha uzun bir süreç

Toplanan kök hücrenin vericiye nakledilmesi için önce hastalığın kontrol altına alınması gerekiyor. Doç. Dr. Ahmet İfran, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Örneğin hastada aktif lösemi varken kök hücre nakletmek sonucun başarısız olmasına neden oluyor. Bunun için önce hastalığın kontrol altına alınması gerekiyor. Nakilden hemen önce, yaklaşık 5-6 gün süren kemoterapi ya da kemoterapi ile beraber radyoterapi uygulanarak mevcut kemik iliği yok ediliyor. Ardından vericiden alınan kök hücre hastaya naklediliyor. Hastanın bağışıklık sistemi ilaçlarla baskılanarak, yeni kök hücrelerin yeşermesine zaman tanınıyor. Bu dönem sona erdikten sonra ise hasta sağlığına kavuşmuş bir şekilde daha normal bir hayata dönebiliyor.” Tüm bu işlemler yaklaşık 30-40 gün sürüyor. Bunun yaklaşık 20 günü ise hastanede geçiyor. Nakilden sonraki ilk altı ay boyunca her ay kontroller yapılıyor. Altı aydan sonra kontrollerin arası iki aya çıkıyor. Sonrasında ise kontroller önce yılda bir, sonra iki yılda bir olarak devam ediyor.

Tedavide farkı ‘iyi bakım’ yaratıyor

Doç. Dr. Ahmet İfran, kök hücre naklinde başarılı sonuçlar elde etmenin, işlem sonrası hastanın nasıl bakıldığı ile yakından ilgili olduğunu belirtiyor. Kök hücre naklinin komplike bir işlem olmasına rağmen birkaç günlük bir süreç olduğunu ancak sonrasındaki bakım sürecinin daha uzun olması nedeniyle daha da önemli olduğunu belirten Doç. Dr. İfran, “Sonraki dönemde hastayı enfeksiyondan korumak, doğru ve yeterli beslenmesini sağlamak, evde uygun bakımı verebilmek için ailesine de eğitim veriyoruz. Kemik İliği Merkezi’ne gelen bir hastaya ve yakınlarına yapılacak işlemin ne olduğu, nelerle karşılaşılabileceğinin yanı sıra sonrasında neler yapılması gerektiği, ev bakımına ait bilgiler, odanın düzeni, hangi sıklıkla havalandırılacağı gibi detaylı bilgiler de veriliyor” diyor.

Üreme hücreleri etkilenebiliyor

Özellikle allojenik nakilde radyoterapi de işin içindeyse, üreme çağında olan kadın ve erkeklerin üreme hücreleri de zarar görebiliyor. Bu nedenle bu kişilere sperm ve yumurta saklama şansı sunuluyor. Otolog nakilde ise böyle bir risk bulunmuyor.

Kemik iliğinizi bağışlayarak bir hayat kurtarabilirsiniz


Kan ve organ bağışının yetersiz olduğu Türkiye’de kemik iliği bağışı da çok düşük seviyede kalıyor. Bu konuda yeterli bilgi sahibi olunmaması nedeniyle kişilerin kendi sağlıklarını kaybetmek endişesi büyük rol oynuyor. Oysa tıptaki tüm gelişmelere rağmen, bazı hastalıkların tedavisinde insan yine insana muhtaç kalıyor. Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İfran, gönüllü verici olmanın sosyal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor; “Kardeşler arasında kök hücre uyumu sadece yüzde 20-25 oranında görülüyor. Bu uyum bulunamadığında akraba dışı verici aranmaya başlanıyor. Bunun için de Türkiye’de ve dünyadaki kemik iliği bankaları ile iletişime geçiliyor. Türkiye’de İstanbul ve Ankara üniversitelerinde iki kemik iliği bankası bulunuyor ancak bağış sayısı yeterli değil. Gönüllü sayısı ne kadar artarsa uygun verici bulma şansı da artıyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder