17 Ağustos 2016 Çarşamba

MEME KANSERİ




Tanı ve Tedavi yöntemleri
Meme kanseri, tedavi ve tanı yöntemlerindeki gelişmelerle kadınların korkulu rüyası olmaktan çıktı. Meme kanserinde tedavi; cerrahi tedavi, kemoterapi ve radyoterapi olarak üçe ayrılmaktadır. Bayındır Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Altınyollar ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, meme kanseri tedavisindeki seçenekleri ve tanı yöntemlerindeki son gelişmelerle ilgili detaylı bilgiler verdiler.


CERRAHİ YAKLAŞIMLAR
Cerrahi tedavide amaç, memedeki tümörü tamamen çıkarmak ve koltukaltı lenf nodlarının durumunu belirlemek, eğer yayılım mevcutsa bu lenf nodlarını çıkarmak olduğunu söylemektedir. Doç. Dr. Altınyollar, tedavi seçeneklerinin hastaya anlatarak ve fikrini alarak tedavi planının çizilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Mastektomi: Meme dokusunun tamamına yakın kısmının çıkartıldığı ameliyat şeklidir. Sadece meme dokusu çıkartıldığında ‘total (basit) mastektomi’, meme dokusu ile birlikte aynı taraf koltuk altı lenf nodları da çıkartıldığında ‘modifiye radikal mastektomi’ olarak adlandırılır.

Meme koruyucu cerrahi: Sadece kanserli dokunun çıkartılarak memenin kalan kısmının alınmadığı ameliyat şeklidir. Meme koruyucu cerrahide ayrı bir kesi ile çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltuk altındaki lenf bezleri çıkarılır. Koltuk altındaki lenf bezlerinin çıkarılma işlemine ‘koltuk altı lenf bezi disseksiyonu’ denir. Memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapinin mutlaka eklenmesi gerekir. Meme koruyucu cerrahinin en önemli avantajı vücut bütünlüğünün bozulmamasıdır.
Meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi ile memenin tamamının alınması arasında hastanın sağ kalımı açısından bir fark yoktur. Bununla birlikte geriye kalan meme dokusunda tümörün tekrar etme riski memenin tümünün alınmasına oranla biraz daha fazladır. Koruyucu tedavi uygulanan memede tümör tekrarlarsa önerilen tedavi mastektomidir. Tümörün lokal olarak tekrar etmesi sağ kalım süresi üzerine olumsuz bir etki yapmaz.

Sentinel lenf nodu biyopsisi: Koltuk altı lenf nodu diseksiyonunun olası problemlerinden kaçınmak veya en aza indirmek için uygulanmaya başlanan bir yöntemdir. Sentinel lenf nodu biyopsisi, cerrahi sırasında sentinel lenf nodunun alınmasıdır. Sentinel lenf nodu, bir tümörün lenf akımının ilk gittiği lenf nodudur. Tümörün yakınına radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir.

CERRAHİ DIŞI TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Meme kanserinin standart tedavisinde; cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler yer almaktadır. 

Sistemik tedavi
Meme kanserinin tedavisi iki bölüme ayrılmaktadır. Hastalığın bulunduğu bölgeye etkili tedavilere, lokal tedaviler denir. Radyoterapi ve cerrahi bu gruba girer. Cerrahi tedavide kanserli doku ameliyat ile çıkarılır. Radyasyon tedavisi, yüksek dozda X ışınları ile kanser hücrelerinin öldürülmesi anlamına gelmektedir. Vücudun herhangi bir yerindeki kanser hücrelerini yok etmek amaçlı ilaç ile yapılan tedaviye ise sistemik tedavi denir. Kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler,  bu grupta yer almaktadır.

Hormon tedavisi
Hastaların hem sistemik, hem de lokal tedaviye gereksinimi olabilir. Kemoterapi, damardan veya ağızdan verilen ilaçlarla kanser hücrelerinin öldürülmesini ifade etmektedir. Hormonların kanser hücrelerinin çoğalmasını sağlayan etkilerini yok etmek amacıyla çalışmasını bozan, üretimini azaltan veya hormon salgılayan bezleri çalışmaz hale getiren ilaçlar verilmesine ise hormon tedavisi adı verilir.

Adjuvan tedavi
Hastalar ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak sadece kemoterapi veya sadece radyoterapi veya hem kemoterapi hem radyoterapi veya sadece hormon tedavisi alabilirler. Bazen, çok erken evrede olan hastalarda ameliyat sonrası adjuvan tedavi gerekmeyebilir.

Hedefe yönelik tedaviler
Meme kanserinin tedavisinde son yıllarda bulunan ve kullanılmaya başlanan kemoterapi ve hormonoterapi ilaçları çok etkindir. Ayrıca uygulandığında tümör hücresini hedef alan ilaçlara (hedefe yönelik tedaviler) her gün yeni bir tanesi eklenmektedir ve çok daha etkilidirler.


Hastalığın evresine göre tedavi

Meme kanserinin tedavisi, hastalığın evresine göre belirlenmelidir. Ameliyatla alınan tümör ve lenf bezleri, mikroskop altında incelenerek patoloji raporu yazılır. Ameliyatla alınan kanserli dokuda ayrıca estrojen ve progesteron reseptörleri tayin edilir; çünkü bu test, hastanın hormon tedavisinden faydalanıp faydalanamayacağını gösterir. Patoloji raporunda yazılan tümörün boyutu, kanser hücrelerinin mikroskop altında görünümü, lenf bezlerinin kanser hücreleri tarafından tutulup tutulmadığı, estrojen ve progesteron reseptörleri ve HER/2-neu varlığı gibi pek çok önemli özellik tedavi planının belirlenmesinde önemli rol oynar.

Kişiye özel tedavi
Hastanın patoloji raporundaki özellikleri, yaşı, menopoza girip girmediği ve genel durumunu göz önüne alınır. Bu özellikler doğrultusunda ameliyat sonrasında ek ilaç tedavisine gerek olup olmadığına, olacaksa hangi tedavinin, hangi sıra ile verilmesi gerektiğine medikal onkologlar, genel cerrahlar ve radyasyon onkologları birlikte karar verir. Tedavi planlanırken hastanın yaşı, genel durumu, kanserin evresi ve tipi gibi faktörler göz önünde bulundurulmaktadır.


TEDAVİDE RADYOTERAPİNİN YERİ

Meme kanserinin tedavisinde, belirli endikasyonlarda meme bölgesine radyoterapi uygulamak gerekir. Bu tedavi, cerrahi tedaviyi tamamlamak amacı ile lokal ve bölgesel yinelemeleri önlemek için uygulanmaktadır. Özellikle memenin tamamının alındığı büyük tümörü olan, koltuk altında çok sayıda lenf bezi tutulumu olan hastalara veya yalnız tümörün alındığı meme koruyucu cerrahi
uygulanan hastalara radyoterapi verilmektedir. Radyoterapi genellikle 30 iş günü kadar sürmektedir. Bu süre içerisinde hastanın doktoru tarafından belirli uyarılara uyması gerekmektedir.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIR!

Mamografi

Niçin önerilir?
Meme kanseri, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erken saptanamadığında ölüm riski oldukça yüksektir. Meme kanserinin erken dönemde saptanmasını sağlayan en önemli olanak; mamografik taramadır. Mamografi tetkikiyle, yaklaşık iki yıl önce meme kanseri oluşumları yakalanabilir. Bu oluşumların elle muayene sırasında belli olması için iki yıl geçmesi gerekir.

Kimlere önerilir?
Herhangi bir bulgu ya da belirti olmasa bile 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara düzenli olarak mamografi çektirmeleri yani mamografik tarama yaptırmaları önerilir. Taramanın düzenli olarak uygulandığı ülkelerde meme kanserine bağlı ölümlerin yüzde 19-64 (ortalama yüzde 30) oranında azaldığı da bilinmektedir.

Kimlere önerilmez?
Kırk yaşın altındaki kadınlara mamografik tarama önerilmez. Bunun aşağıdaki şekilde birkaç farklı nedeni bulunmaktadır:
Genç kadınlarda memenin süt üreten dokusu fazla (meme yoğundur) olduğu için mamografinin kanser saptamadaki başarısı düşüktür. Genç kadınlarda meme dokusu radyasyona daha duyarlı olduğu için mamografi riskli olabilir. Genç kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı daha azdır.


Hangi aralıklarla yaptırılmalıdır?
Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda tarama bir ya da iki yıllık aralıklarla uygulanabilir. Özellikle 40-50 yaş arasındaki kadınlarda ortaya çıkabilecek kanserlerin hızlı büyüme olasılığı daha yüksek olduğu için yıllık tarama yapılması önerilmektedir. Kırk yaşın üzerindeki kadınlarda mutlaka mamografik tarama yaptırılması gerekir. Genç kadınlarda ise tarama için kendi kendini muayene, fizik muayene ve ultrasonografi yöntemlerinden yararlanılmaktadır.

Mamografide alınan radyasyon tehlikeli midir?
Pek çok kadın mamografide alınan radyasyondan dolayı endişe duymaktadır, oysa bu işlem sırasında alınan radyasyon dozu son derece düşüktür. Bir kişinin üç ayda normal olarak maruz kaldığı ya da uzun bir uçak yolculuğunda alınan radyasyon dozu mamografiye eşittir. Dijital mamografilerde bu doz daha da düşer. Radyasyona bağlı kanser oluşma olasılığı teorik olarak mümkünse de, mamografide ve özellikle kırk yaşın üzerindeki kadınlarda bu olasılık yok denebilecek kadar azdır. Cihazların düzenli bakım ve kontrolünün yapıldığı modern merkezlerde mamografik taramadan endişe edilmesi gerekmez. Doğru ve erken tanıyla elde edilecek fayda, riske göre çok daha fazladır.

TEDAVİ SONRASI YAŞAM
• Meme kanseri tedavisi tamamlandıktan sonra herhangi bir kısıtlama olmaksızın kişi işine dönebilir.
• Tedavi sonrası önerilen özel bir diyet bulunmaz; ancak dengeli beslenme, fazla yağlı yiyeceklerden kaçınma, düzenli egzersiz yapma gibi herkesin uyması gereken kurallar geçerli olur. Fazla kilo alınması istenmeyen bir durumdur.
• Tedavi sırasında ve sonrasında cinsel yaşama devam edilebilmektedir. Kemoterapinin yumurtalık hücreleri üzerinde olan mutajenik (bebekte ciddi anormallikler olabilmesi) etkileri nedeniyle tedavi süresince doğum kontrol yöntemlerinden biri önerilir.
• Göğüsleri alınan hastaların eşleri tarafından reddedilme ve çekiciliklerini kaybetme endişesiyle kendilerine olan güvenlerinin azalması, cinsel yaşamlarında sorunlara neden olabilir. Bu hastalar
için, dışarıdan askılı protez meme veya plastik cerrahi bölümüne başvurarak yeniden meme yapılması şansı bulunmaktadır.
• Sosyoekonomik durumu daha iyi olan kadınlarda, değişen yaşam koşulları nedeniyle meme kanseri riski yükselmektedir. Yetersiz fiziksel aktivitenin ve ileri yaşta fazla kilolu olmanın meme kanseri riskini arttırdığı düşünülmektedir. Ergenlik döneminde yapılan düzenli fiziksel aktivitenin meme kanseri gelişmesini azalttığı da bilinmektedir.

MEME KANSERİ VE DOĞURGANLIK

Gebelik sırasında da meme kanseri görülebilir. Yaygın inanışın aksine; gebeliğin meme kanseri üzerinde ve meme kanserinin de gebelik üzerinde kesinleşen olumsuz etkisi bulunmaz. Uygulanacak tedavi, gebeliğin dönemine göre belirlenir. Kemoterapi alan hastalarda, verilen ilaçların yumurtalık hücreleri üzerine olan etkileri nedeniyle, geçici ya da kalıcı kısırlık gelişme riski bulunmaktadır. Bu risk, meme kanserinin menopoza yakın yaşlarda geliştiği hastalarda daha belirgindir. Daha genç yaştaki hastalarda ise kemoterapi tamamlandıktan bir süre sonra gebelik mümkün olabilir. Gebe kalmak isteyen hastaların tedavi sonrası iki yıl beklemeleri uygundur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder