29 Ağustos 2016 Pazartesi

GLOKOM HASTALIĞI


GLOKOM TANISINDA GECİKMEYİN!

Dünyadaki en önemli ikinci körlük nedeni olan glokom çoğunlukla gözlük muayenesinde tesadüfen fark ediliyor, bu nedenle her yaş grubundan hastanın yılda en az bir kez göz muayenesine gitmesi büyük önem taşıyor.

Glokom nedir? 
Görme sinirinde hasar ve ciddi görme kaybı ile giden çoğu zaman sinsi seyreden bir hastalıktır. Dünyadaki en önemli ikinci körlük nedenidir.

Göz tansiyonu ne demek? 
Göz içi sıvısı, gözün özel tabakalarında üretilen bir sıvıdır. Bu sıvı gözün boşluklarını doldurarak göz küresinin belli bir anatomik yapıda kalmasını, göz içindeki dokuların beslenmesini ve artık maddelerin gözden uzaklaştırılmasını sağlar. Üretildikten ve görevini yaptıktan sonra belli bölgelerden damarlar yoluyla gözden uzaklaştırılır. Bu nedenle normalde de bu sıvının belli basınç değerleri vardır ve bu, göz tansiyonu olarak adlandırılır. Normal göz tansiyonu değerleri 9-22 mmHg arasında kabul edilmektedir. Bu sıvının üretimi ve gözden dışarı çıkışı arasında bir denge vardır. Bu dengede bir bozulma olursa göz tansiyonu normal değerlerinin üstüne çıkar.

Glokom hastalığı ve göz tansiyonu hastalığı aynı tablo mudur? 
Glokom hastalığı, görme sinirinde hücre ölümü ve görme kaybı ile giden ciddi ve sinsi bir hastalıktır. En önemli nedeni göz tansiyonunun yükselmesi ve görme siniri üzerine baskı yaparak sinir hücrelerinde ölüme yol açmasıdır. Bu nedenle uzun yıllar ‘göz tansiyonu hastalığı’ olarak ifade edilmiştir. Ancak günümüzde göz tansiyonu yüksekliğinin, glokom hastalığı gelişmesinde en büyük faktör olduğu kabul edilmekle birlikte normal tansiyon değerlerinde de görme sinirinde hücre ölümünün başlayabileceği bilinmektedir. Bu son durum ‘normal ya da düşük tansiyonlu glokom’ olarak da bilinmektedir. Aksi şekilde ölçülen göz tansiyonu değeri 22 mmHg olan, üst sınırdan yüksek çıkan ama göz sinirinde hiç harabiyet olamayan olgular da mevcuttur ki bu durum ‘oküler hipertansiyon’ olarak ifade edilir ve tedavi gerektiren bir durum değildir. Burada vurgulanması gereken, sadece göz tansiyonu değerleri esas alınarak tanı konulmadığıdır. Pek çok faktör dikkate alınmalıdır.

Glokom hastalığı kimlerde görülür? 
Glokom hastalığının ortaya çıkmasında genetik faktörler önemlidir. Birinci derece akrabalarda glokom hastalığı olması riski arttırır. Bunun dışında yaşla birlikte glokom riski artar. Özellikle 40 yaş sonrası gittikçe artan bir oran söz konusudur. Bu nedenle yılda bir kez göz muayenesi şarttır. Yüksek miyopi ve hipermetropiler, romatizmal hastalıklara bağlı göz tutulumu olan hastalar, göz yaralanması ve ameliyatı geçirenler, göz ve vücutla ilgili kortizon tedavisi alanlar ve diğer bazı ilaçlar, şeker hastalığı hipertansiyon ya da tam tersi düşük tansiyon, kansızlık halleri, migren ve dolaşım bozukluğu olan hastalar risk grubundadır.

Glokom hastalığının belirtileri nelerdir? 
Glokom genellikle sinsi seyirli bir hastalıktır. Çoğu zaman erken evrelerde hiçbir şikayete yol açmaz çünkü ana görmeyi son evrede etkiler. Bunun nedeni şöyle açıklanabilir: Görme sinirindeki hasar önce en dıştaki ve çevreyi görmeyi sağlayan sinirlerde olur ki bu kişi tarafından fark edilemez. Hasar arttıkça çevreyi görme daralır ve sanki bir borudan bakıyormuş gibi hissedilir. Son evrede ana görme de tümden kaybolur.
Ne yazık ki sinirlerde olan hasar erken evrede yakalanamazsa geri dönüşsüzdür. Bunlar dışında, çok ani ve çok yüksek değerlere ulaşan göz tansiyonu değerleri glokom krizi olarak adlandırılır ve ciddi göz ağrısı, bulantı, kusma, görme kaybı ve kızarıklık şikayetleriyle kişilerin acil servise başvurmasına yol açar. Acil bir durumdur ve erken müdahale edilmezse görme kaybı ile sonuçlanır. Ayrıca pek çok başka nedene de bağlı olabilecek; göz ve baş ağrıları, zaman zaman bulanık görme, ışıkların çevresinde renkli halkalar görme gibi bulgular olabilir. Doğumsal glokomda, bebeklerin gözlerinin normalden iri olması, aşırı sulanma ve ışığa hassasiyet gibi bulgular olur ve acilen doktora başvurulması gerekir. Bu belirtilerin çoğunu hastalarda görmüyoruz ve çoğu zaman sadece gözlük muayenesine gelmiş hastalarda tesadüfen glokom teşhisi koyuyoruz. Bu nedenle her yaş grubunun yılda en az bir kere göz muayenesine gelmesi çok önemlidir.

Glokom hastalığı tanısı nasıl konulur? 
Genel göz muayenesi (görme seviyeleri, göz tansiyonu ölçümü, gözün ön ve arka bölümlerinin mikroskopla incelenmesi) ile başlanır. Bu esnada glokom bulgularına rastlanırsa tanıyı doğrulamak için diğer testler ve inceleme yöntemlerine geçilir. Bunlar korneal pakimetri, optik sinir başı ve liflerinin ölçümü, görme alanı testidir. Bu testler sadece tanı koymakta değil, tedavi başlanan hastaların takibinde de son derece önemlidir.

Glokom hastalığının tedavisi nasıldır? 
Günümüzde erken teşhisle glokom hastalığı rahatlıkla tedavi edilebilir. Tedavide ilk aşama göz içi basıncını düşüren damla tedavisidir. Glokom hastalığının tipine ve şiddetine göre hekim bir ya da birden fazla damlaya aynı anda başlayabilir. Damla tedavisine başladıktan sonra ilk bir iki ay sık aralıklarda, sonrasında duruma göre belirlenen takipler yapılarak damlaların etkinliği kontrol edilir. Uzun zaman aynı damlalar kullanıldığında bazen etkinliği düşebilir ve başka bir damlayla değiştirilmesi ya da yeni damla eklenmesi gerekebilir. Hastalar damlalarını aksatmamalı ve rutin kontrollerine gelmelidir. Glokom ilaçları çoğu zaman ömür boyu kullanılması gereken ilaçlardır. İlaç tedavisi dışında lazer ve cerrahi tedavi uygululanması da gerekebilir. Bunlar göz içi sıvının dışarı atılmasını kolaylaştırmak amacıyla yapılır. Glokom gibi takibi önemli bir hastalıkta sürekli hekim ve hastane değiştirmek uygun değildir. Tedavi yaklaşımları, test aletlerinin kullanımı değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle hastaların güvendikleri bir merkez ve hekim belirleyip takiplerine sürekli orada devam etmeleri çok daha doğru ve güvenlidir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder