1 Temmuz 2016 Cuma

GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ



Daha Genç Daha Sağlıklı Bir Yüz İçin
Göz Kapağı Estetiği

Göz kapağı cerrahisi genellikle kadınlar tarafından tercih ediliyor. Erkekler daha çok fonksiyonel sebeplerle başvururken, kadınlar hem estetik hem de fonksiyonel nedenlerle ameliyat olmayı istiyor. Ameliyatın güvenli ellerde yapılması büyük önem taşıyor.

Göz kapağı estetiği genellikle göz kapağındaki kırışıklıkları, torbaları, sarkmaları ve varsa göz kapağı derisindeki hastalıkları kapsıyor. Bayındır Hastanesi İçerenköy Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Rıza Erçöçen, göz kapağı ameliyatlarında dikkat edilmesi gerekenleri vurguladı, cerrahi teknik yönleri ve hasta beklentileri konusunu açıklığa kavuşturdu.

Göz kapağı estetiği hangi durumları kapsıyor?

Göz kapağı özellikle yüzün hem fonksiyonel hem de estetik açıdan en önemli estetik ünitelerinden birisidir. Göz kapağı estetiği, genellikle halk tarafından da algılanan şekli ile göz kapağındaki kırışıklıkları, torbaları, sarkmaları veya varsa göz kapağı derisindeki hastalıkları (Örneğin kolesterol kristallerinin deride birikmesi, kılcal damarların izi ya da tümör ameliyatlarının neden olduğu deformasyonların giderilmesi gibi) durumları kapsıyor. Göz kapağı ve çevresi farklı estetik alt ünitelere ayrılmıştır, ancak özellikle alt ve üst göz kapağı en fazla sıklıkla cerrahi girişim uygulanan ünitelerdir. Ancak göz kapaklarına uygulanacak bir cerrahi girişim, göz çevresindeki diğer alt estetik ünitelerin de hesaba katılmasını ve gerektiğinde bu bölgelere ilave müdahaleleri içeren bütüncül bir bakış açısını gerektirir.

Alt göz kapağı ile üst göz kapağı arasında ne gibi estetik ve fonksiyonel farklılıklar söz konusudur?

Alt göz kapağının çalışma şekli üst göz kapağından biraz farklı olup, daha statik yani durağandır. Alt göz kapağında daha çok sekresyon dediğimiz gözyaşı ve onun gözyaşı kanalına doğru bir şekilde sağılması ve gözyaşı kanalından burun sinüslerine doğru burun boşluğuna akmasını sağlayan şeklinde bir mekanizma ön plandadır. Üst göz kapağı ise daha dinamik olup, görme alanının açılıp kapanmasını, korneanın korunmasını ve görmenin netliğini sağlar. Üst ve alt göz kapaklarında yaşa bağlı olarak bizim karşılaştığımız sorunlar ise daha çok üst göz kapağındaki düşüklük, torbalar, kırışıklıklar ve çizgilenmeler. Bu sorunlar genellikle 30-35 yaşları arasında görülmeye başlar ve yaşlanma ile boyutu ve şiddeti artar.

Estetik kaygılar dışında hangi durumlarda yapılmasını öneriyorsunuz?

Göz kapağı derisi yağ dokusundan yoksundur, ancak göz küresi ve kaslarını çevreleyen, destekleyen ve koruyan fonksiyonel yağ dokuları mevcuttur. Burada, vücudun diğer bölgelerindeki gibi depo yağlardan bahsedemeyiz. Kilo aldığınızda göz bölgesindeki yağ paketleri kolay kolay çoğalıp, büyümez. Bu bölgedeki yağ dokusundaki artış genellikle bazı hastalıklarla baş gösterir. Bunun en tipik formu tirotoksikoz (Graves Hastalığı) dediğimiz, tiroid bezi hastalıklarından kaynaklanan ve gözün dışarı doğru çıkması (ekzoftalmus) durumudur. Özellikle üst göz kapağında doğumsal veya sonradan olma düşüklük (blefaropitoz) görme alanının daraltan görme yetisini azaltan önemli bir fonksiyonel ve estetik bir problemdir. Yine üst ve alt göz kapakların travma, tümör, yaşlılık gibi farklı nedenlerle içeriye dönmesi (entropiyon) veya dışarıya doğru dönmesi (ektropiyon) önemli bir göz kapağı problemidir. Nadiren de olsa göz kapaklarının doğumsal anomalileri de karşılaştığımız göz kapağı problemleridir.

Göz kapağı ameliyatları her yaş ve hasta grubuna yapılabiliyor mu, hangi şartları gerektiriyor?

Genel yaklaşım tabii ki belli bir yaştan sonra yapılması yönündedir ama göz kapağı şekil bozuklukları sadece yaşla orantılı gelişmez, doğumsal şekil veya görünüm bozuklukları da mevcut olabilir. Doğumsal estetik problemler bazen gözün kendi anatomisinden de kaynaklanır. Örneğin Asyatik gözlerde göz kapağı kaldıraç kası dediğimiz levator kası, üst göz kapağında, kıkırdaksı yapıya (tars) tam üstünden değil, daha önden yapışır ve gözün üst tarafından bir torba, bir şişlik ve dışarı doğru çıkan bir yapı ortaya çıkar. Böyle durumlarda, yaş sınırı yoktur, bazen hastalar bu Asyatik göz yapısını gidermek için başvururlar. Japonya’da çalıştığım dönemde, en sık yapılan operasyonlardan biri, Asyatik göz yapısının Avrupai göz şekline kavuşturulmasına yönelikti.
Bizim bulunduğumuz coğrafyada, genellikle kaş ile göz kapağı, özellikle üst göz kapağı oldukça dar ve sığdır, dolayısıyla 30-35 yaşlarından itibaren, kaşın düşmesi ile beraber, yer çekiminin de etkisiyle bu mesafe daralır. Mesafenin daralması ile beraber üst göz kapağının dokuları kirpiklerin üzerine doğru taşar ve bu durum da katlanmaya neden olur. Aslında düşen yapı, kaş ile beraber üst göz kapağının yumuşak dokularıdır. Erken yaşta bu şekilde kendini gösterir ama ileri yaşlarda, örneğin 50-55 yaşlarında, üst göz kapağı torbası gözün görme alanı olan iris tabakasının veya göz bebeğinin üzerini örtmeye başlar. Tabii burada estetik amaçların dışında bir de fonksiyonel problemler ortaya çıkar ve bunun düzeltilmesi amaçlanır. Plastik cerrahide temel paradigma olarak; fonksiyonel problemler düzeltirken mutlaka formun da düzeltilmesi gerekir. Dolayısıyla göz kapağı üzerinde görmeyi engelleyen bu dokunun birikimini engellerken, üst göz kapağının da doğal ve güzel görünmesini sağlamak amaçlanır.

Göz kapağı ameliyatı aynı anda farklı bir yüz estetiği ameliyatı ile birlikte yapılabiliyor mu?

Bu ameliyatlar hasta için çok konforlu ameliyatlar olup, genellikle lokal anestezi altında yapılmaları mümkündür. Çok zaruret doğduğu zaman, hastanın psikolojik durumuna göre, sedasyon gerekebilir. Bu tür ameliyatlarda genellikle tek taraflı bir ameliyat formu yoktur, mutlaka iki taraflı yapmak gerekiyor. Hasta, gözünün bir tarafında düşüklük varsa, ‘diğeri kalsın’ diye talep edebilir ama mutlaka doğallığı ve dengeyi sağlamak açısından iki taraflı yapmak gerekiyor. Göz kapağı ameliyatı bazı orta yüz ameliyatlarına ya da alın germe, kaş kaldırma ameliyatlarına kombine edilebilir. Bu bize sadece göz kapağında yaşlanmanın etkisiyle meydana gelen değişiklikleri gidermeyi değil, benzer problemlerin görüldüğü orta yüze ulaşmak için de bir avantaj sağlıyor. Alt göz kapağındaki işlem sırasında oradaki giriş hattından orta yüze ulaşabiliyoruz. Özellikle, 45-50 yaşları arasında, yanaklarda yağ tabakasının, yumuşak doku tabakalarının, adale yapısının tamamıyla gevşemesi ve yer çekimiyle aşağıya inmesinden dolayı deformiteler ortaya çıkabiliyor ve işte bu problemlerin giderilmesi istenildiğinde orta yüze müdahaleyi de aynı kesiden yapabiliyoruz. Zaten bütün göz kapağı ameliyatlarında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; aynı anda yüzün diğer estetik ünitelerinde de bir girişime ihtiyacın olup olmadığının da analiz edilmesidir. Tek başına göz kapağına odaklanmak doğru bir yaklaşım değildir. Hasta bu yakınmayla gelebilir ama aslında yüzünde yaşla beraber ortaya çıkmış birçok değişiklik var olabilir, bunları mutlaka görüp hastaya açıklamak ve hastanın beklentilerini karşılarsa yüzle ilgili diğer ameliyatları da göz kapağıyla kombine etmekte fayda vardır.

Ameliyat genellikle ne kadar sürüyor?

Sadece üst göz kapağı yapıldığı zaman işlem çok kısa sürer, genelde 30 dakikayı geçmez. Göz kapakları yüzün diğer estetik ve fonksiyonel ünitelerinden anatomik olarak daha komplekstir, bu yüzden yapılacak girişimi küçümsememek, titiz bir planlama, cerrahi teknik ile işlem gerçekleştirilmelidir. Alt göz kapaklarında cerrahi işlem ortalama 1-1.5 saat sürebilir, burada en önemli faktör göz kapağına ilave olarak yüzle ilgili olarak yapılacak diğer cerrahi girişimlerdir.

Herhangi bir risk söz konusu oluyor mu?

Bu ameliyatların riski, hastanın genel sağlık problemleri ile ilgilidir. Örneğin hastanın sigara kullanıyor olması yara iyileşmesini kötü yönde etkileyebilir. Hipertansiyon anatomik yapısı gereği kapiller damarlardan zengin olan bu bölgede kanama ve buna bağlı komplikasyonlara sebep olabilir, bu nedenle cerrahi girişim sırasında, kanamayı lokal olarak azaltan ilaçlar kullanılmalı ve kanama kontrolü titizlikle yapılmalıdır. Ayrıca daha önce bu bölgede geçirilmiş ameliyatlar veya göz kapağı hastalıkları ödemi arttırarak iyileşmeyi geciktirebilir. Bazen hastalar kanın pıhtılaşmasını önleyen veya süresini uzatan (Coumadin gibi) ilaçlar kullanılması zorunlu ise ilaç kullanılırken ameliyatın yapılması ilacın kesilmesine olanak sağlanana kadar ertelenmelidir.

Hasta ne kadar sürede iyileşiyor?

İyileşme sürecinde ilk 3-4 gün genellikle hastaların hayal kırıklıkları yaşadığı bir dönemdir. Olası şişlik, kızarıklık ve morlukları tasavvur edemedikleri için ya da daha önce tecrübe edemedikleri için genellikle bir hayal kırıklığını yaşarlar. Genellikle ilk gün çok ciddi bir sorun olmaz, hafif kızarıklıklar olur. İkinci, üçüncü gün kanın içindeki plazma proteinlerinin sızması ve ona bağlı sıvı tutulmasından dolayı dokuda bir ödem olur ve genellikle bu ödem üçüncü gün maksimum düzeye ulaşır. Hastalar genellikle üçüncü gün arar, “gözlerim çok şişti, ne yapabilirim?” diye sorar. Bunu azaltmak için ameliyat sırasında ve sonrasında hem soğuk uygulama (+4 derecede soğutulmuş kompresler kullanılır) hem de ödem azaltan ilaçlar kullanılır. Hastanın tansiyonu da yüksek ise mutlaka ameliyat öncesi normal değerlere düşürülür. Bunlar sağlandıktan sonra hasta sorunsuz bir süreç geçirebilir. Elbette her hastanın travmaya yanıtı farklı olduğundan, dolayısıyla ameliyat sonrasında duruma çok şiddetli tepki veren bünyeler de söz konusudur. Bu bünyeler ameliyat sonucunu etkilemez ama iyileşme sürecini etkiler. Ödem genellikle ilk haftada çözülür ve hasta ikinci hafta rahatlıkla normal hayatına devam edebilir. Hastanın hipertansiyonu, diyabeti yoksa, sigara içmiyorsa (sigara içenlerde çok ödem olur, o yüzden mutlaka ameliyattan 1-2 hafta önce sigarayı bırakmakta ve sonrasında içmemekte fayda var) bu hastalarda kalıcı dikiş dediğimiz, 3-5. günde alınması gereken dikişler kullanırız. Eğer hasta herhangi bir risk faktörü taşımıyorsa kendiliğinden emilen dikişler veya doku yapıştırıcılar kullanılır.

Bu ameliyatları hangi durumlarda tavsiye etmiyorsunuz?

Kanama arttırıcı ilaçlar kullanan, özellikle kalp hastalıklarından ve damar tıkanıklıklarından sonra kullanılması zorunlu olan ilaçları kullananlara, ilaçlar belli bir süre kesilene kadar önermiyoruz. Kan pıhtılaşmasını engelleyen ilaçları üç gün kullanmamak gerekir. Hasta üç günden sonra ameliyat için uygun olur. Bunun yanı sıra hemofili gibi kanamalı hastalığı olanlara, Miyastenia gibi kas gücünde azalma ve kayıp ile karakterize hastalıklarda bu ameliyatları önermiyoruz.

Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha çok talep ediyor?

Kadınlarda talep daha fazla, çünkü göz çevresi en sık makyaj yapılan yüzün önemli bir estetik ünitesidir. Özellikle gözün ya da yüzün çekiciliğini artırmak için kullanılan, gözün altına ya da üstüne uygulanan makyaj malzemeleri; çok fazla torbalanma, sarkma ya da kırışıklık olduğu zaman sorun oluşturur ve uygulanamaz. İnsanın yüzüne baktığınız zaman ilk bakışta göz çevresi size erken yaşlanma hakkında bilgi verir. Kadınlarda genetik faktörlerin yanı sıra bu bölgede erken yaşlanma belirtilerine daha sık rastlanır. Erkekler ise daha çok fonksiyonel sebeplerle tercih ediyor, makyaj ihtiyacı olmadığı için göz kapağı estetik cerrahisi çok önem teşkil etmiyor. Ancak görmesi kısıtlandığı ya da sosyal çevre içinde eleştiri konusu olduğu zaman yaptırıyor. Örneğin alt göz kapağında torba şeklinde, neredeyse ceviz kadar torbalar görününce, bu hem tepki hem dikkat çekiyor. Tabii son yıllarda gençlik iksiri olarak da adlandırılan botulinum toksini, özellikle bu tür kaş ve göz bölgesindeki kırışıklıkları olan ameliyat endikasyonu olmayan hastalar için önemli bir araçtır. Kaşın düşüklüğünü gidermek, gözün dış tarafındaki küçülmeyi ve daralmayı azaltmak, göz kapağı dışındaki kırışıklıkları, kaz ayakları varsa bunları gidermek için tercih edilir.

Botoks yaptırdıktan sonra, yaptırılan bölgenin eskisinden daha kötü olma ihtimali var mı?

Hayır, aslında tam tersi söz konusudur. Göz kapağı kaslarının aşırı kullanıma bağlı olarak kırışıklar, çizgilenmeler ortaya çıkar. Özellikle ışığa aşırı hassas (fotofobik), miyopilerde ya da astigmatlarda kaşları çatarak bakma çok belirgindir. Bu etkileri gidermek ya da azaltmak için oldukça etkilidir. Özellikle mimik hareketleriyle ortaya çıkan (dinamik) ve zamanla durağan, kalıcı (statik) hale gelen kırışıklıkların önlenmesi de söz konusudur. Şöyle düşünebilirsiniz; uzun süre alçıda kalmış bir kolda kasların eridiğini, hacim kaybı olduğunu görebilirsiniz. Botulinum toksin altı ay ara ile bu uygulandığı zaman, 2-3 uygulamadan sonra çok ciddi şekilde kas gücü ve hacmi azalır. Dolayısıyla hasta yaptırmasa bile sorunlu bölgede tekrarlama olmaz, ama bir defa yaptırıp, 1-2 yıl ara verdikten sonra doğal olarak tekrar eski haline gelebilir.

İşin biraz da teknik kısmından bahsedebilir misiniz?

Göz kapağı ameliyatlarında kesi, yani ameliyat izinin yeri çok önemlidir. Üst göz kapağında bunu mutlaka göz kapağının üst göz kapağı derisi ile katlantı yaptığı yerin bileşkesinden yapmak gerekir. Bu tür durumlar bize ekstra avantaj da sağlar. Ameliyat sırasında yaşlılığa bağlı olarak göz kapağı düşüklüğü de mevcut olabilir, bu hastalarda göz kapağı düşüklüğü, gözün iris tabakasının üzerini örttüğü için görmeyi azaltır, dolayısıyla göz kapağının kaldıraç kasındaki müdahaleleri de aynı kesi yerinden yapabiliyoruz. Alt göz kapağında da iki tür uygulama vardır;
1) Alt göz kapağının dışından uygulanan subsiliyer yaklaşım: Kirpiklerin hemen altından deri ve kas geçişdikten sonra göz küresini çevreleyen yapıları destekleyen orbital septuma ulaşılarak gözaltı torbaları düzeltilir, gerekirse fazla kas ve deri kısmı çıkarılarak göz kapağı gerilir.
2) Göz kapağının iç yüzünden konjonktivadan uygulanan transkonjonktival yaklaşım:
Özellikle genç ve orta yaşlı hastalarda, deride ve kasta çıkarmaya gereksinim duyulmayan hastalarda tercih edilir. Girişim sırasında mutlaka gözün kornea tabakasının özel koruyucu lensler ile kapatılması gereklidir. Göz kapaklarını içte ve dışta göz çukuru kemiklerine tesbit eden liflerde gevşeklik söz konusu ise veya göz kapaklarının yerleşimi doğal değilse daha doğal ve güzel bir görünüm için bu tesbit edici bağlantıların (kantus) yeri değiştirilerek göze şekil verilebilir. Son olarak göz kapağı derisinde mevcut lekelenmelerin giderilmesi isteniyorsa,  sıkılaştırma ve tazeleme gerekiyorsa fraksiyonel lazer ile bu işlemleri eş zamanlı olarak gerçekleştirmek mümkündür.


Prof. Dr. Ali Rıza Erçöçen
Bayındır Hastanesi İçerenköy
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder