24 Haziran 2016 Cuma



GÖZ HASTALIKLARI


İlerleyen yaş gözü olumsuz etkiliyor
Belli bir noktada net görüşü engelleyen, okumakta ve yazmakta sorun yaşatan ve hastanın hayat kalitesini etkileyen Sarı Nokta hastalığı yaş ilerledikçe ortaya çıkıyor, daha çok erkeklerde görülüyor ve gözü kaybetme riski söz konusu olabiliyor. Alınabilecek erken önlemler arasında güneşe direkt bakmamak büyük önem taşıyor. 

Halk arasında Sarı Nokta hastalığı olarak adlandırılan ‘Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu’, adından da anlaşılacağı gibi yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkıyor. İki ayrı tipte görülüyor ve tiplerine göre seyir durumu değişiklik gösteriyor. Bayındır Hastanesi İçerenköy Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Cüneyt Ocak, basit birkaç testle anlaşılabilen Sarı Nokta hastalığı hakkında bilmemiz gerekenleri ana hatlarıyla anlattı. Belirtileri, tedavi süreci ve risk faktörleri hakkında merak edilen noktalara açıklık getirdi.

Sarı Nokta hastalığı nedir?
Bir genel görüşümüz var 360 derece olan, bir de merkezi görüşümüz. Asıl işi merkezi görme ile sağlıyoruz ama tabii ki çevresel görme de lazım. Örneğin araç sürerken veya yanımızdan bir şey geçiyor mu geçmiyor mu diye bakarken çevresel görme gerekiyor ama asıl olan merkezi görme. Makula, merkezi görmemizin %90’ını sağlıyor. Yaşa bağlı olarak makulamızda bozukluk başlayınca, merkezi görmemiz bozuluyor.

Hastalık hangi belirtilerle ortaya çıkıyor?
Merkezde yer alan siyah bir nokta veya bir şey okurken kayma, kişiyi uyaran durumlar. Çok basit şekilde uygulanabilecek bir kareli kağıt testi var. Elinize bir bulmaca kağıdı alın. Bulmaca karelerinin merkezine bir nokta koyun, bu merkezdeki noktaya bakarken yanındaki çizgilerde kayma varsa, bu hastalığın başladığının ölçüleri arasındadır. Hastanın şikayetleri genellikle şu şekilde oluyor; “Dışarıda birine bakarken net görüyorum ama sanki böyle gözümde bir karartı, bir bulut var” ya da “Yazı okurken yazının kenarları kayıyor veya bulmaca çözerken kenarları düz değilmiş gibi geliyor.” Bu hastalığın iki tipi var; kuru tip ve yaş tip. İkisinin de birbirine göre artıları ve eksileri var ama aslında ikisi de kötü.

Bu iki tip arasında ne gibi farklar var?
Kuru tip, yavaş ilerliyor ve görmemizi uzun vadede bozuyor. Yaş tip ise müdahale edebildiğimiz bir tip ama çok hızlı ilerliyor. Eskiden bu hastalığı tespit ettiğimiz zaman hastaya vitamin verip yolluyorduk. Ancak son zamanlarda anti VEG ajanlar (Lucentis , Altuzan ...) dediğimiz ilaçlar bulundu. Tedavi sırasında gözün beyaz kısmına çok ufak bir iğne ile girip göz içine ilaç enjekte ediyoruz. Tabii bu işlem insanları korkutuyor, çünkü gözünüze iğne ile girip ilaç vereceğiz demek ilk önce hastaya ürkütücü geliyor. Fakat ilk işlem yapıldıktan sonra hastalar olayın korkutucu olmadığını anlıyorlar ve tedavilerine devam ediliyor. Genelde 3 kez birer ay aralıklarla yaptığımız gibi yılda 6-10 kez enjeksiyon yaptığımız hastalarımızda oluyor. Bir dakikalık bir işlem ama ameliyathanede yapıyoruz, çünkü gözün enfeksiyon kapmaması gerekiyor.

Hastalığın risk faktörleri neler?
Öncelikle yaş. 60 yaşın üzerinde olan dört erkekten birinde çıkma oranı artıyor yani erkekler kadınlara göre daha fazla risk altında. Yaşın dışında güneş ışığına maruz kalmak ve çıplak gözle güneşe bakmak da problem yaratıyor. Denizciler, pilotlar, tarım işçileri riskli meslek grubunda sayılabilir. Ayrıca tansiyonun yüksek olması da hastalığı tetikliyor. Açık renk gözlülerde, hipermetrop rahatsızlığı olanlarda ve sigara içenlerde de görülebiliyor.

Peki Sarı Nokta hastalığının görülme sıklığı ne?
İnsan ömrü uzadıkça görülme sıklığı da artıyor. 70 yaş üstü insanlarda %25 oranında görülüyor, bu da ortalama dört kişiden birinde rastlanıyor anlamına geliyor. 90 yaşın üzerinde ise neredeyse %100. Bu bize özgü bir rahatsızlık değil, bütün toplumlarda var ve ne yazık ki hastanın gözünü kaybetme olasılığı da söz konusu olabiliyor.

Teşhis aşamasında nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Muayene sırasında hastanın görmesine, göz tansiyonuna ve biyomikroskobisine baktıktan sonra göz bebeğini büyütüyoruz. OCT denilen bir cihaz var, bir tür tomografi. Ayrıca göz anjiyosu çekerek göz damarlarında dolaşım bozukluğu var mı yok mu ona bakıyoruz. Bu sayede gözde ‘Sarı Nokta’ olup olmadığını tespit edip ayrıca tipini de (yaş-kuru) ayırıyoruz.

Peki hastalığın tamamen geçmesi mümkün değil mi?
Hayır, bugünün tıbbi olanaklarıyla bu mümkün değil ama genetik tıp çok gelişen bir alan. Öyle ki DNA sarmalınızdan yola çıkarak gen terapisi başladı. Gen terapisi biraz daha geliştiği zaman, bu hastalığın tedavisi de olabilir ama şu an yok. Kuru tip, yavaş ilerlediği için takiplerle gidiyoruz, ancak yaş tipe dönüş yaparsa müdahalede bulunuyoruz. Yaş tip için göz içi ilaç enjeksiyonu yapıyoruz ve hastaya diyoruz ki “Hipertansiyonun varsa hemen bir kardiyoloğa git, takipte ol, sigara içiyorsan bırak, dışarıda güneş gözlüğü tak, Omega3 ve Luteinden zengin vitaminlerini almasını öneriyoruz. Enjeksiyonun sıklığı ise tamamen hastalığın seyri ile ilgili.

Böyle bir durumda göz nakli söz konusu olmuyor mu?
Hayır. Gözü bir kamera ya da fotoğraf makinesinin objektifi gibi düşünün. Kornea (yani objektif) nakli yapılabiliyor. Lensi bozulduğu zaman katarakt ameliyatı oluyor, yerine yapayı konuluyor. Makula bölümünü ise fotoğraf makinesinin tam kalbi yani film tabakası olarak düşünebilirsiniz. Bugünün imkanlarıyla onu değiştirmek mümkün değil.

Yaşlandığımız zaman bu sorunla karşılaşmamak için şimdiden yapabileceğimiz şeyler var mı?
Direkt güneşe bakmayın ve sadece gözünüzün önünü değil yanlarını da koruyan bir güneş gözlüğü takın. Ve en önemlisi; rutin göz muayenelerini mutlaka yaptırın.

Rutin göz muayenesini ne sıklıkla yaptırmalıyız?
Aslında her yıl öneriyoruz. Göz muayenesinde sırf kişinin görüşünü değerlendirmiyoruz. Göz tansiyonuna bakıyoruz; göz tansiyonu 40 yaşından sonra çıkma ihtimali artıyor, genetik faktörü var. Hastada göz hastalıklarının yanında sistemik bir hastalık var mı diye bakıyoruz. Çünkü Fundus  yani göz dibi muayenesi ile Hipertansiyon, Diyabeti ve bazı sistemik hastalıkları tespit etmek mümkün. Böyle bir durum varsa, mutlaka iç hastalıkları hekimine yönlendiriyoruz.


Op. Dr. Cüneyt Ocak
Bayındır Hastanesi İçerenköy
Göz Hastalıkları Uzmanı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder