20 Mayıs 2016 Cuma


SAFRA KESESİ TAŞININ TEK TEDAVİSİ CERRAHİ

Özellikle yağlı gıdaların sindiriminde önemli rol oynayan safra kesesinde taş oluşumunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Sindirim sisteminde ciddi sıkıntılar yaratabilen bu taşların tek tedavisi organın cerrahi yöntem ile alınmasıdır.
Safra kesesi karaciğerin üretmiş olduğu safrayı depolayan, karaciğere yapışık bir organdır. Sindirim sırasında depoladığı safrayı ana safra kanalı aracılığıyla onikiparmak barsağına boşaltarak özellikle yağ sindiriminde önemli rol oynuyor. Safranın içeriğinde lesitin, kolesterol ve safra tuzları gibi karaciğerden süzülen atıklar ve sindirim için gerekli enzimler bulunuyor.
Taşlar nasıl oluşur?
Bu maddelerin oranlarında bir bozulma olduğunda safrakesesinde çökeltiler oluşmaya başlıyor ve bu çökeltiler zamanla büyüyerek taş oluşumuna neden oluyor. Bu taşlar genellikle kolesterol taşları olsa da, nadiren kan yıkımının olduğu bazı kan hastalıklarında (sferositoz) billurbin taşları da oluşabiliyor. Safra kesesi taşları tedavi edilmezse daha ciddi problemlere neden olabiliyor. Safra kesesinin alınması kesin tedavi olarak görülüyor.
Bayındır Hastanesi İçerenköy’den Dr. Tufan Hacıahmetoğlu’na safra kesesi taşlarının oluşum sebeplerini, ne gibi şikayetlere yol açabileceğini, teşhis ve tedavisinin nasıl yapıldığını sorduk.
Bu durum hangi sıklıkta görülür?
Safra taşları gastrointestinal sistemi etkileyen en yaygın rahatsızlıklardan biridir. Batı toplumlarında 50 yaş altı kadınlarda yüzde 11-15, erkeklerde ise yüzde 3-11 oranında görülüyor. Yaşın ilerlemesiyle sıklığında da artış oluyor. Oluşumu için kesin bir sebep yok. Kadınlarda daha sıklıkla görülen safra kesesi taşlarında cinsiyet, çok doğum yapmış olmak, ailesinde safra taşı hikayesi olması, obezite, hızlı kilo verme, diyabet, uzun süre damardan beslenme uygulanması gibi risk faktörleri var.
Safra kesesi taşları nasıl teşhis edilir?
Safra kesesi taşlarının tanısı üst batın ultrasonografisi ile konuluyor. Komplikasyon gelişmemiş olan hastalarda yapılacak olan kan tetkiklerinde anormallik saptanmayabiliyor. Safra kesesi veya safra yolları iltihaplanması, pankreatit gibi durumlarda kan tetkikleri tanıda yol gösteriyor. Batın tomografisi ve manyetik rezonans incelemesine gereksinim olabiliyor.
Tedavisi nedir?
Bu tablonun kesin tedavisi safra kesesinin alınmasıdır. Geçmişte taşların ilaçla eritilmesi yöntemleri denense de işe yaramadığı görüldü. Taşlar ilaçla erise bile, kesin çözüm için, hastalanan ve taş üreten organın ortadan kaldırılması gerekiyor.
Bütün hastalar için ameliyat şart mı?
Semptomatik ve komplikasyonlara yol açmış olan hastaların mutlaka ameliyat edilmesi gerekiyor. Asemptomatik olan; yani şikayete yol açmayan, tesadüfen saptanmış olan taşların ameliyat edilmesi tartışmalı olabilir. Bu taşların yaşam boyu sorun çıkarma olasılığı oldukça düşüktür (yüzde 2-3). Hastalar, “Şikayetim yok, olduğunda başvururum” diyebilir. Bu da bir yaklaşım. Ancak hastalar çıkaracağı problemlerin ciddiyeti konusunda bilgilendirilmeli. Biz, hiçbir şikayete yol açmasa bile, ana safra kanalına düşme riski nedeniyle çok sayıda milimetrik taşları olan hastalara ameliyat öneriyoruz. Büyük ve tek taşı olan, kanala düşme riski olmayan, özellikle yaşlı hastalarda riskleri hastayla paylaşıp takip edebiliyoruz. Genç hastalara ise ileride ilave rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini düşünerek öncelikle ameliyatı öneriyoruz.
Safra kesesi taşları kansere yol açar mı?
Bu konuda bir kanıt yok ama şöyle bir gözlem var; safra kesesi kanseri nedeniyle ameliyat edilen hastaların yüzde 90'ında safra kesesinde taş saptanmıştır. Taştan dolayı kanser olduğuna dair bir bulgu yoktur. Safra kesesi kanseri nadir görülen, tedavisi kolay olmayan, hızlı ilerleyen bir kanser türüdür.
Çocuklarda da safra taşı görülür mü?
Çok nadir de olsa görülebiliyor. Bunun altında anatomik bir bozukluk veya bir kan hastalığı olabileceği akılda tutulmalı. Tedavisi ise erişkin hastalar için öngörülen cerrahi yöntemdir.
Gebelikte tedavi nasıl yapılıyor?
Gebelikteki sessiz taşlara herhangi bir müdahalede bulunulmamalıdır. Ancak komplikasyonlara sebep olmuşsa tedavi etmek gerekir. Ameliyat gebeliğin son döneminde olsa bile gerçekleştirilebilmektedir. Özellikle dikkat edilmesi gereken diğer grup ise diyabetik hastalardır. Bu hastalarda şikayete yol açmasa bile safra taşlarının tedavi edilmesi gerekir. Çünkü komplikasyon gelişimi durumunda tedavisi çok daha zor ve seyri daha kötü olabilmektedir.
Ameliyat nasıl yapılıyor?
Ameliyatta altın standart laparoskopik (kapalı) ameliyattır. Bu sayede hasta günlük aktivitelerine ve işine daha kısa bir sürede dönebilir. Bu ameliyat için hastanede bir gün yatmak yeterli olur. Ana safra kanalında taş olması durumunda laparoskopik kolesistektomiden önce ERCP dediğimiz endoskopik yolla taşın safra kanalından alınması gerekir. Ameliyat ancak ERCP sonrasında yapılabilir.
Ameliyat sonrasında nelere dikkat edilmeli?
Bazı hastalarda özellikle yağlı, yumurtalı gıdalara, kızartmalara karşı hazımsızlık gelişebiliyor. Bunun sebebi, safra deposu görevini üstlenen organın olmamasıdır. Zaman içinde karaciğer bu durumu kompanse eder. Genellikle 4-6 hafta kadar sürebilen bu durum basit ilaç tedavileriyle önlenebilir. Ameliyat sonrasında kesin bir diyet kısıtlaması olmamasına rağmen bu tip gıdalara karşı dikkatli olunması gerekir.
Safra kesesi taşlarının neden olabileceği hastalıklar
Kolesistit (safra kesesi iltihabı): Safra kesesi ağzının taşla tıkanması sonucunda safra kesesi içeriğini boşaltamaması nedeniyle şişip, iltihaplanabilir. Bu hastalarda yüksek ateş, titreme ve şiddetli karın ağrısı görülür. Tedavi edilmezse safra kesesinin delinmesi, enfeksiyonun kana yayılması gibi ciddi problemlere yol açabilir.
Sarılık: Ana safra kanalının safra taşıyla tıkanmasına bağlı olarak gelişir. Bu komplikasyon tıkanma sarılığı olarak adlandırılır. Karaciğerden akan safranın barsağa ulaşamaması ve kanda birikmesi sonucu gelişir. Bu durum, taş haricinde, kanser gibi başka rahatsızlıklarda hastalıklarda da görülebilmektedir.
Safra yolu iltihabı: Ana safra yolunu tıkamış olan taşlar enfeksiyon gelişimi için mikropların tutunması ve üremesi için uygun ortam oluşturur. Safra yollarında mikrop üremesi durumunda kolanjit denilen, titremeyle yükselen ateş, sırta vuran karın ağrısı, bulantı, kusma gibi şikayetler görülebilir. Mikrobun kana karışması durumunda sepsise (kan zehirlenmesi) yol açabilmektedir.
Akut pankreatit (Pankreas iltihaplanması): Ana safra kanalından bağırsağa akan veya ana safra kanalını tıkayan taşların pankreas kanalını da etkilemesi sonucu gelişir. Bu komplikasyon yüzde 90 oranında tedaviyle iyileşirken, yüzde 10'u ağır seyretmektedir.  Ağır seyreden pankteatit, tedaviye rağmen, bazen yaşam kaybına sebep olabilmektedir.

Safra Kesesi Taşları Hangi Şikayetlere Neden Olur?
Safra kesesi taşları asemptomatik ve semptomatik olarak ikiye ayrılıyor.
Asemptomatik safra kesesi taşları: Safra taşlarının büyük çoğunluğu asemptomatik seyretmektedir. Genellikle başka sebeplerle veya check-up esnasında tespit edilen bu taşlar, herhangi bir şikayete yol açmazlar.
Semptomatik safra kesesi taşları: En çok hazımsızlık, şişkinlik, bulantı gibi safra kesesine özgü olmayan şikayetlerle kendini gösterir. Bu yakınmaların çoğu mide rahatsızlıkları ve irritabl barsak sendromu hastalarında da görülen bulgulardır. Tipik şikayet ise yemeklerden 15-60 dakika sonra başlayan şiddetli, bazen sırta vuran üst karın ağrısıdır. Bu duruma ‘biliyer kolik’ denilmektedir. Yağlı, yumurta ve kızartmalar gibi sindirim için safra gereksinimi çok olan gıdaların tüketimi sonrasında çok daha sık görülmektedir.

Safra kesesi taşlarının, tedavi edilmediği takdirde, daha ciddi problemlere (komplikasyonlara) yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu potansiyellerinden dolayı asemptomatik olan çoğu hastanın da ameliyat edilmesi gerekebilmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder