25 Mart 2016 Cuma



KARPAL TÜNEL SENDROMU - 1
El bileğinde sinir sıkışması anlamına gelen Karpal Tünel Sendromu, ellerinizin ve bileklerinizin “Yoruldum” mesajı… Bu bölgede sinir hasarı oluşmadan mesajı almak ve tedaviye başlamak gerekiyor.
Kalem tutan, taşı oyarak can veren, hamuru ekmeğe, binlerce kez kıvrılarak, rengarenk iplikleri giysilere dönüştüren ellerimiz… Şimdilerde ise çağımızın olmazsa olmazları arasına giren “klavye” ve “mouse” tutan ellerimiz… Yaşam çizgimiz bile orada! Peki, onlarsız yapamadığımız ellerimize yeterince özen gösteriyor; bize anlatmaya çalıştıklarını anlayabiliyor muyuz?
Bayındır Hastanesi İçerenköy’den Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Fuat Memduh Mutlu, ellerimizin bize önemli bir mesajı olan, son dönemde adını sıkça duyduğumuz ama aslında çok da iyi tanımadığımız ‘Karpal Tünel Sendromu’ hakkında bilinmeyenleri anlattı.
Karıncalanma ve ağrı görülüyor
“Bir gece avuç içlerinizde yüzlerce karıncanın gezindiği hissi ile uyanır; kendi ellerinizden kurtulmak ister gibi ellerinizi silkeler, nereye koyacağınızı bilemezseniz  çaresizce soluğu  hekiminizde alırsınız” diyor Bayındır Hastanesi İçerenköy’den Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Fuat Memduh Mutlu ve yıllardır, her gün sayısını bilmediğimiz işte kullandığınız ellerimizin artık yorulduğunu böyle anlatmaya çalıştığını söylüyor.
Bir beyin cerrahı, plastik cerrah ya da el cerrahisi ile uğraşan bir hekimin karşısına bu şikayetlerle çıkıldığında ilk akla gelenin, halk arasında ‘sinir sıkışması’ olarak da bilinen ‘Karpal Tünel Sendromu’ olacağını ifade ediyor ve devam ediyor.
Karpal Tünel Sendromu, avuç içine baktığınızda el bileğinde görünen enine çizgiler düzeyinde yer alan bir dokunun (karpal ligaman) altından geçen bir siniri (median sinir) çoğunlukla sıkıştırmasını ifade etmektedir.
Uz. Dr. Mutlu, “Karpal ligaman diye adlandırdığımız bant şeklinde bir yapı, altındaki el bileği kemikleri ile bir tünel oluşturarak, el parmak hareketlerini sağlayan kas kirişlerini ve sinirleri koruma altına alır. Bu dar ve sert dokular arasındaki tünelden, elimizde en kalın sinir olan ‘median’ sinir de geçer. Bu sinir esas olarak, baş, işaret, orta ve yüzük parmakların hissetmesini ve bu parmakların bazı hareketleri yapmasını sağlar. Kanalın herhangi bir nedenle daralması ve içinden geçen median sinirin sıkışması sonucunda sinirin fonksiyonlarında birtakım bozulmalar ile, el ve bilekte karıncalanma, yanma ve ağrı ile karakterize olan bir durum gelişir. Bu durum Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır” diyor.
Kimler risk altında?
Özellikle işi esnasında el ve bilek hareketlerini aynı şekilde tekrarlayan ve zorlayan kişilerde görülen Karpal Tünel Sendromu, aşırı el işi yapan ev hanımları, daktilo ve bilgisayar kullanımının sık olduğu bankacılık sektörü çalışanları, sekreterler, müzik aleti çalanlar, el ve bilek hareketleri gerektiren aletler ve titreşimli aletleri kullananları daha çok etkiliyor.  
Bunların dışında şeker hastalığı, hipotiroidi, romatizmal hastalıklar, aşırı şişmanlık, gut hastalığı, doğum kontrol haplarının kronik kullanımı, gebelik durumları (3-4 gebelikten birinde görülür ve geçici bir durumdur), böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, kortizol kullanımı, büyüme hormonunun aşırı salgılandığı durumlar da hastalık için risk oluşturuyor.
Uz. Dr. Fuat Memduh Mutlu, hastalığın kanalı daraltan herhangi bir durumda da ortaya çıkabildiğini; el bileğinde oluşabilecek kırıklar, yumuşak doku tümörleri, eklem kistleri, yağ bezeleri, kas ve damar anomalileri gibi durumlarda da bu tünelin daralabileceğini ve sinir sıkışmasının ortaya çıkabileceğini belirtiyor ve hastalığın 20 kişiden birinde görülmekle birlikte, özelikle 40 yaşın üzerindeki kadınlarda erkeklerden dört kat daha fazla rastlandığını ancak kalıtsal olmadığını söylüyor.
İlk üç parmak uyuşuyor
Hastalıkta genellikle yavaş yavaş başlayan bazen kola da yayılmakla birlikte en çok avuç içinde ve parmaklarda görülen uyuşmalar, ağrı, bazen kaşınma hissi, el parmak hareketlerinde çabuk yorulma, güçsüzlük şikayetleri gözleniyor. Uyuşmalar gece hastayı uykudan uyandıracak derecede şiddetli olabiliyor. Uz. Dr. Mutlu, “Genellikle hastalar kollarını kaldırdıklarını veya silkelediklerini, el bileklerini ovarak rahatladıklarını ifade ederler. Dikkat edilirse bu uyuşmaların daha çok ilk üç parmağı kapsadığı fark edilebilir. Belirtiler genellikle ilk başlarda bir veya iki bilekte, geceleri oluşmaya başlar. Erken dönemde teşhis edilmez ve önlem alınmaz ise giderek kötüleşme sonucu uyuşmaların gün boyu sürmesi, küçük nesneleri kavramada zorluk ve kolay yorulma ortaya çıkar. Çok daha ileri dönemlerde bu şikayetlere ek olarak avuç içinde kas erimesi, başparmak hareketlerinde güç kayıpları, sıcak-soğuk ayrımını yapamamak gibi geç belirtiler gözlenebilir” diyor.
Sinir hasarı oluşmadan…
Erken teşhis ve tedavinin median sinirin kalıcı hasarını önlemek için önemli olduğunu söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Fuat Memduh Mutlu, kalıcı hasar durumunda parmakların hareket edebilme ve hissedebilme özelliğini kaybedebileceğini ve bu durumda cerrahi tedavi şansının kalmayacağını, bu nedenle hastalığın kesinlikle tedavi edilmesinin gerekli olduğunun altını çiziyor.
Başka hastalıklarla karışmasın
Uz. Dr. Mutlu, “ Hekim-hasta ilişkisinin olmazsa olmaz kuralı olarak; her şeyden önce hastanın şikayetlerini tarif etmesine imkan verilmeli ve hasta iyice dinlenmeli. Günlük yaşam aktiviteleri detaylıca ortaya konmalı. Zira hekimi bu hastalıktan şüphelenmeye itecek başlıca yol, hastanın anlattıklarıdır. Daha sonra eller, kollar, omuzlar ve boyun ile ilgili olarak yapılacak detaylı bir fizik muayene gerekiyor. Bu hastalığa yönelik olarak fizik muayenede bazı özel manevraların yapılması unutulmamalı. Bütün bunların yerine getirilmesi, sonuçta bizi yanlış noktalara yönelmekten alıkoyar. Zira bu durumun başka bazı hastalıklarla karışma olasılığı da var.
Median sinir, boyun omurgasının koruduğu omurilik kısmından çıkan birtakım sinirlerin daha sonra birleşmesi ile oluşur. Parmaklarımıza ulaşana dek omurgadan başlayarak herhangi bir noktada baskı altında kalması durumunda da bu bahsi geçen şikayetler söz konusu olabilir. İşte bu durum bizi hekim olarak yardımcı başka testleri kullanmaya sevk eder. Her farklı sebepte yapılacak tedavi de farklı olur” diyor.
Olası sebepleri ortaya koymak ve şüpheleri gidermek için el ve el bileği röntgenogramları, rutin mikrobiyolojik ve biyokimyasal kan incelemeleri, tiroid fonksiyon testleri, romatolojik tetkikler kullanılıyor. Ancak en değerli yöntem elektrofizyolojik testlerdir. Yani kısaca EMG’ dir

EMG (elektromiyografi) denilen testte sinirin karpal ligaman altında sıkışıp sıkışmadığı, sıkışma noktası, ne derece sıkıştığı belirlenebilmektedir.Bu test median sinirdeki bir fonksiyon bozukluğunu ve sinirin iletim hızını diğer sinirlerle kıyaslayarak sayısal anlamda ortaya koyabiliyor. Bu yolla sinir sıkışmasının varlığı ve derecesi yorumlanabiliyor. Hastalığın teşhisinde hastanın şikayeti ile fizik muayene bulgularının örtüşmesi tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor. 

1 yorum:

  1. İnanılmaz yazı! Yazıları meraklı olmak için giderek daha iyi bir hale getirdim, ayrıca bunu yaratmak için birkaç yeni iyileştirme önermek istiyorum.
    beyin cerrahisi ankara

    YanıtlaSil